7

EMEKLİ, ASGARİ ÜCRETLİ HALKIMIZIN YÜZDE YETMİŞİ AÇLIK SINIRININ DA ALTINDA!
*)TÜİK: aylık yüzde 1,84, yıllık enflasyon ise yüzde 31,51
*)ENAG: aylık yüzde 2,24, yıllık enflasyon ise yüzde 49,03
*)İTO: yüzde aylık 1,66, yıllık enflasyon ise yüzde 34,96
Aynı kalemleri kullanan ENAG ,TÜİK’ten daha gerçekçi enflasyonu açıklamaktadır.
YA MUTFAKTAKİ GERÇEK ENFLASYON NE KADAR?
5 yıl öncesinde 1.000 TL’ye dolan market sepeti bugün 21 bin 830 Lira oldu ise 5 yılda enflasyon 21 kat artmış demektir.
Enflasyon kadar ücretler de artmış mı?
Ne gezer!
Açlık sınırı: 38.318 TL
En düşük emekli aylığı: 23.552 TL
Aradaki uçurum: 14.766 TL
Asgari ücret: 28.075 TL.
Arkadaki uçurum: 10 243 TL.
Ağustos ayında açlık sınırı 38 bin 318 liraya, yoksulluk sınırı ise 121 bin 36 liraya yükseldi.
En düşük emekli aylığı ise yalnızca 23 bin 552 lira. Asgari ücret 28.075 lira.
Bir ailenin yalnızca gıda için günlük yapması gereken asgari harcama tutarı ise,15 gün önce 1240 lira, bugün 1275 lira.
Yani en düşük emekli aylığı, açlık sınırının 14 bin 766 lira, Asgari ücretli 10 bin 243 lira altında kaldı. Bu sadece doymaya, beslenmeye yeterli olan paranın miktarıdır. Ya giyinme, barınma, sağlık, eğitim, kültür, tatil harcamaları? Bunların hiçbiri hesapta yok.
Emeklinin aylığı, dört kişilik bir ailenin yalnızca 18 günlük gıda ihtiyacını karşılayabiliyor.
Yaklaşık 5,1 milyon emekli, açlık sınırının çok altında bir aylıkla yaşamaya mahkûm ediliyor.
Bir ömür çalışıp prim ödeyen emekliye reva görülen tablo budur.
Asgari ücretli farklı mı? Ne yazık ki “Asgari ücret” ülkemizde ‘Ortalama ücret ‘haline gelmiştir. Asgari ücretlilerin önümüzdeki günlerde, çocuklarımızın okul günleri başlayacak, DERS ZİLİ DEĞİL DERT ZİLİ ÇALACAKTIR.
Asgari ücretli artık ev sahibi olma hayalini bile kuramamakta, günü kurtaran adeta “SİHİRBAZ” olmuştur.
Sihirbazlığın birinci şartı olmazsa olmazı, içinden tavşan çıkan geleneksel İllüzyonist şapkası değil, artık kredi kartı.
“Vatandaşın borç yükü hızla büyüyor. Bankaların takibe aldığı kredi miktarı bir yılda yüzde 81 artarken tüketici kredileri 6,7 trilyon lirayı, bireysel kredi kartı borçları ise 3,3 trilyon lirayı aştı. Yasal takipteki borçta da dikkat çekici artış var.” (Basından)
Emekliler geçim sıkıntısı yaşayan milyonlarca kişi çözümü yine bankalarda arıyor. Türkiye’de 56 yaş ve üzerindeki 17,5 milyon kişinin yaklaşık 3 milyonu kredi kullanıyor. Bu tabloya göre her 6 yaşlıdan 1’inin bankalara borcu bulunuyor.
Gençlerimiz farklı mı?
Her iki kişiden birisi, açlık sınırının altında bıraktırılan, yetmeyen ücretler yüzünden gırtlağına kadar borç batağında.
Unutmayalım doymak beslenmek değildir.
Karşılığında geleceğe güvenle yatırım için mi borçlanıyoruz? İleride rahat yaşamak için mi?
Lüks tüketim için mi borçlanıyoruz?
Zevk, Sefahat, Marka, model Araba sahibi olmaya meraklıların çılgınca kredi çekip borçlanması devri kapandı. Şimdi Boğaz, karnımızı doyma devri.
Eskiler Borç Yiğidin Kamçısıdır derlerdi. Şimdi ise neredeyse değil ihtiyaçtan, nefes almak için dahi borç içinde yüzüyoruz.
Pazar yerlerinde, her alışverişte Kredi Kartı, tek ekmek dahi alırken Yine kredi kartı.
Şimdi al, borçlan sonra öde! Onu da öde; ödeyebilirsen…
İyicene yerlerde sürünen düşük ücretler, yükseltmekle kalmayan enflasyon canavarının bitirdiği ‘alım gücü’ ‘Yoksulluk’ boynumuza dolanmış lanet halkası olmuştur.
ÖRGÜTSÜZ HALK KÖLE HALKTIR!
Kredi kartını kullanarak maddi sorunları kısa bir süre sonraya öteleme, Sihirbazların elindeki sözüm ona sinirli çubuğu “Abra Kadabra” deyince mucizeleri ardı ardına getirmesi ile karıştırmayalım.
Bizler Örgütsüz kalarak, hakkımızı aramayı unuttuğumuz sürece ‘yoksulluk’ hayatımız yaşam biçimi olmaya devam edecektir.
SOSYAL YARDIMLAR DERDE DEVA MI?
Aile ve sosyal hizmetler bakanlığı verilerine göre yardıma muhtaç sayısı 17 milyon kişinin üzerine çıkmış durumda. Yine basından öğrendiğimize göre çocuk yoksulluğunda Türkiye, Avrupa Birliğinin ortalamasının neredeyse iki katına ulaştı.
Yoksulluk ne sosyal yardım ile bitirilebilir. Ne de yetebilir. Ucuzluk bilinçli üretim ile, hem işsizliğin kökünü kazımakla, hem de halkın gelir seviyesini yükseltmesi ile olur.
Hep diyoruz:
ARTIK, YÜZDE YETMİŞİMİZ YOKSULLUKTA EŞİTİZ!
Neden yoksuluz? Örgütsüzlüğümüzden.
Bizleri soyup soğana çevirenler, bir avuç olmalarına karşın, koskoca dünya olmaları, domuzuna kadar teşkilatlı, herkesin gözü önünde olan talanları, yalanlarını din kisvesi altında sunarak, kandırmalarıyla oluyor.
Enflasyon yani hayat pahalılığını, işsizliği yaratan parababaları düzenidir. En kötüsü işsizliğin, Mutfaklarımızdaki enflasyon yangınının sorumluları parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzenidir. Yaşadığımız tüm bu sorunlardan ancak ve ancak bu sermaye düzeninin son bulmasıyla kurtulabiliriz.
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız.
Köle olarak kalmak istemiyorsak örgütlenmemiz gerekiyor. Yaşamın her alanında örgütlü mücadele yürütmeliyiz.
O yüzden her seferinde diyoruz.
ÖRGÜTSÜZ HALK KÖLE HALKTIR! ÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ!
TAKSİTLE YAŞAYIP BORÇLA ÖLMEK İSTEMİYORUZ!
İPSD GENEL MERKEZİ