9

EMEKLİNİN EMEKLİ OLMAYA MECALİ YOK
İŞKUR’un Temmuz verileri, işsizliğin yalnızca gençleri değil emeklilik çağındaki yurttaşları da içine aldığını ortaya koydu. 60 yaş ve üzerindeki 33 bin 743 kişi iş ararken, 9 bin 256 kişinin 65 yaş ve üzerinde olması, düşük emekli gelirleri nedeniyle emekliliğin geçim sorununu bitirmediğini gösterdi.
İş arayanların kuyruğu uzarken, iş bulmak zorlaşıyor. İŞKUR’un Temmuz verileri, çalışma hayatındaki sıkışmayı çarpıcı biçimde ortaya koydu. Kuruma kayıtlı işsiz sayısı son bir yılda 85 bin 959 kişi artarak 2 milyon 315 bin 300’e yükselirken, aynı dönemde işe yerleştirilenlerin sayısı yüzde 13,2 geriledi. 235 bin 848 kişi bir yıldan uzun süredir iş beklerken, iş arayışı emeklilik yaşına ulaşanlar için de sona ermiyor. Temmuz itibarıyla 60 yaş ve üzerindeki 33 bin 743 kişi hala İŞKUR üzerinden iş arıyor. Bunların 9 bin 256’sı 65 yaş ve üzerinde. Düşük gelir ve hayat pahalılığı karşısında emekliliğin çalışma hayatından çıkış anlamına gelmediğini gösteren veriler, Türkiye’de işsizlik sorununun yalnızca gençleri değil, emeklilik çağındaki yurttaşları da içine alan genişleyen bir tabloya dönüştüğünü gösteriyor.
EMEKLİ HALA İŞ ARIYOR
Burada yalnızca işsiz sayısının artışına bakmamak gerektiğini belirten İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gencer, “Yüksek enflasyon karşısında alım gücü iyice sıfırlanmış düşük maaşlı emekli iş aramakta, hatta birçoğu torunlarına, konu komşuya görünmemek için geceleri kağıt, plastik topluyor. 60 yaş ve üzeri çalışan emekli sayısı, 10 yılda yüzde 74 arttığı, yılın ilk çeyreğinde ise 60 yaş ve üzeri 3 bin 640 kişi İŞKUR aracılığıyla işe başladı. Kayıtlı, kayıt dışı çalışan ve İŞKUR’a başvurmayanların sayısı belli değil. İki emekli maaşı açlık sınırı, 4 asgari ücretin ise yoksulluk sınırı olduğu ülkemizde yaşamak, geçinmek için sihirbaz olmak gerekiyor. Bu yaşanan acı tablo gelgeç olmaktan çıkmış ne yazık ki olağan, kaderimse çekerim halini almıştır. Ekmekten süte, etten sebze ve meyveye, çocukların eğitim masraflarından giyim ihtiyaçlarına kadar her kalemde yaşanan fiyat artışlarının, milyonlarca insanın alım gücünü her geçen gün biraz daha azaltıyor” dedi.
AY SONU HESABI YAPIYOR
Bir zamanlar temel ihtiyaç olarak görülen birçok harcamanın bugün lüks olduğunu vurgulayan Gencer, “Yılın ilk beş ayında yaşanan fiyat artışları, emekli maaşlarını, asgari ücreti ve memur gelirlerini önemli ölçüde eritti. Yılbaşında yapılan zamlar, daha üzerinden bir ay geçmeden etkisini kaybetti. Maaşlar aynı hızla artmazken, hayat pahalılığı hız kesmeden devam etti. Emekli de çalışan da ay sonunu getirme hesabı yapıyor. Maaşlar daha cebe girmeden erimeye başlıyor. İnsanlar artık ne kadar kazandıklarını değil, kazandıklarıyla ne kadar yaşayabildiklerini hesaplıyor. Büyük şehirlerde kamu emekçileri, sadece barınma ihtiyacını karşılamak için neredeyse maaşının yüzde 75-80’ini kiraya ödemek zorunda kalıyor. Bugün yaşanan en büyük sorun, rakamların ne olduğundan çok, vatandaşın günlük hayatında, pazarda hissettiği hayat pahalılığıdır. Enflasyon düştüğünde sadece istatistikler değil, vatandaşın sofrası, cebi ve yaşam kalitesi de rahatlayacaktır. Bunun yolu ise fiyat artışlarının sonuçlarıyla değil, enflasyonu yükselten sebepleri ortadan kaldırmaktan geçiyor” diye konuştu.