4

Yeni Orta Vadeli Plan’da 2027 enflasyon hedefi yüzde 21 olarak açıklandı. (Basından)
Duy da İnan!
Her gün yeni, büyük büyük laflarla içi boş planlarla enflasyonu düşürme hedeflerinden geçilmiyor. Tahmini Enflasyon şu kadar olacak deyip Asgari ücretliyi, Emekliyi daha yılın ilk ayında Açlık sınırının altında her zamanki gibi bırakıyorlar.
“Ekonomideki büyüme hedefleri ve refah seviyesini artırmaya yönelik adımların kararlılıkla sürdürülecek, 2029 yılı itibarıyla kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolar seviyesine çıkartmak hedefimiz.” (Basından)
Ne çok hedefimiz var! Var ama Hedefte isabet yok.
Hepsi de “Karavana” çıkmakta .
İşin aslı Asgari ücrete yüzde 20 düzeyinde zam sinyali verilirken, bu artışın asgari ücretli emekli maaşlarını, açlık sınırının altında dahi bırakacağı kesindir.
Ortalama ücretin hızla, her yerde “Asgari ücret” haline gelmesi, Emekli maaşlarının üçte birinin en düşük seviyede olması, geriye kalanlarının da yarıdan fazlasının. Hep açlık sınırının altında kalacak şekilde hesaplanması sebebiyle bu öngörülen rakamlar yapacakları zamlarla telafi edilemez durum halini alacaktır.
Hergün verdikleri müjdelerden, kıskanılacak ekonomiden örnekler:
*) Asgari ücreti yükselttik dediler, enflasyonun belini kıracağız dedilerse de, en basiti kırmızı et fiyatları çok daha hızlı arttı. 2018’de bir asgari ücretle yaklaşık 40 kilo dana kıyma alınabilirken, 2026’da bu miktar yaklaşık 33 kiloya geriledi. Sofradaki kayıp 7 kiloyu buldu.
*) Türkiye’nin dış borçlanmasında faiz yükü büyüyor. 2026’nın ilk 7 ayında yurt dışından kullanılan krediler için 7,13 milyar dolar faiz ödendi. Aynı dönemde faiz geliri 3,1 milyar dolarda kaldı. Net faiz açığı 4 milyar dolara ulaştı.
*) Türkiye’de kredi kartı kullanımı rekor seviyeye ulaştı. Yaklaşık 86 milyonluk nüfusa karşılık kredi kartı sayısı 142 milyona çıkarken, yetişkin başına ortalama 2,2 kart düşüyor. Kartlarla yapılan yıllık ödemelerin tutarı ise 24,1 trilyon liraya ulaştı.
*) Türkiye’de vatandaşın kredi ve kredi kartı borcu son iki yılda yüzde 110 artarak 6,9 trilyon liraya ulaştı. Haziran 2026 itibarıyla bireysel kredi kullananların sayısı 44,5 milyona çıktı. Kişi başına ortalama borç bakiyesi ise 156 bin liraya yükseldi.
*) Hayat pahalılığı tatil planlarını da vurdu. Araştırmaya göre Türkiye’de bu yaz her 10 kişiden yalnızca 2’si tatil yapabildi. Tatile çıkamayanların yüzde 91’i ekonomik nedenleri gösterirken, tatil için bankadan kredi kullananların oranında da dikkat çekici artış yaşandı.
*) SGK’ya aktarılması öngörülen devlet katkısındaki kesintinin boyutu dikkat çekiyor. 2026 ve 2027’de toplam 2,2 trilyon liralık kesinti yapılacağı hesaplanırken, bu tutarın emeklilere dağıtılması halinde kişi başına yaklaşık 135 bin TL düşeceği belirtiliyor. (Basından)
ENFLASYONUN DÜŞECEĞİ VAR MI?
8 milyon asgari ücretli ve 10 milyon emekliye, açlık sınırının altında maaş vermekle, enflasyonu yine düşmeyecektir.
Emekliler yüzünden, onlara yapılan ödemeler enflasyonu körüklüyor…”
Yüksek ücretler enflasyonu yükseltiyor” gibi söylemleri enflasyonun gerçek sebebini gözlerden kaçırmak için uydurulmuş yalanlardır.
Yıllardır emekliye, asgari ücretliye, iyice düşük sefalet ücreti verildi, o halde neden enflasyon düşmedi?
Demek ki düşük ücretler ile enflasyon düşmüyor ise yüksek ücretler emekli maaşları da Enflasyonun Hayat pahalılığının sebebi değildir.
Enflasyonun sebebi karşılıksız Para basmaktan.
Kur korumalı Faiz, Vergi borçları Silinen Holdingler, gözle görülür şatafatlı masraflar yüzünden olan açıklar, gelir gideri karşılamayınca, Pahalı, lüks devletin masraflarına yetişilemeyince basılan karşılıksız paralar yüzünden enflasyon oluyor.
Az yukarıda bahsettiğimiz, SGK’ya aktarılması öngörülen para azaldığı gibi sadece emeklilere dağıtılırsa örneğini verdik. Emekliye kaynak yok, şatafata var.
EKONOMİ, PARANIN AYNASI DEĞİL! ‘PARA’ EKONOMİN AYNASIDIR. (Hikmet Kıvılcımlı)
Bu kuralı, bilince çıkaracağımız, ekonomi de ilk derstir.
Türkçesi “Kenarına bak bezini al, Anasına bak kızını al”…
Yani Paran güçlü olacak ki! Ekonomin de güçlü olacak! Üretmeyenin parası dolayısıyla ekonomisi sağlam olabilir mi? Ancak, Mirasyedi olur!
Enflasyon:Hayatın Pahalılaşmasıdır.
Sebebi nedir? Karşılıksız para basmaktır.
Karşılıksız para neden basılır? Pahalı, lüks Devletin masraflarına yetişemeyince, yani Gelir, Gideri karşılayamıyınca! Kâğıt paralar gıcır gıcır piyasaya sürülmesiyle olur.
PARAMIZIN DEĞERİ
Bankamatiklerdeki gıcır gıcır yeni basılmış paralara bakınca! Gerçek tüm çıplaklığıyla göze batıyor.
Kağıt para bankada yatan altına sembol olduğuna göre, altının değerinin, paranın değerine karşılık olması gerekir. Tedavüldeki tüm banknotların değeri, onların karşılığı olarak Merkez Bankası’nda bulunan Altın ve (Altına çevrilebilir [Konvertibl] döviz, yabancı para) miktarına eşittir. Bu durumda Türk Lirası’nın DEĞERİ ne kadardır? Merkez Bankası’ndaki “altın ve döviz mevcudu” kadardır. Tedavüldeki banknot miktarı kadar mı? Hayır!
Asgari ücret, Kamu çalışanlarının, Emeklilerin maaşını, şu anda yüzde beş yüz artsa bile bu uygulanan talan ekonomisi devam ettiği sürece, paramız pul olmaya, sefalet içinde hep beraber olacağız.
O halde enflasyonun (pahalılığın) ve işsizliği önlemenin tek yolu; ‘yapay zeka’nın yol göstermesine gerek kalmadan!
Mücadele ederek “Devletin halktan değil, halkın devletten üstün olması. Doğrudan doğruya halkın kendi örgütlerinden oluşan ucuz ve basit bir cihazın örgütlenmesi” ile “Yeniden ikinci kez Kuvayı Milliye seferberliği” ile işsizliği ve Pahalılığı yok etmek: Boyuna dışarıya akan sermayemizi Tefeci Bezirgan sermayenin elinden kurtararak, Pahalı Devlet yerine Ucuz Devlet ve şuurlu ticaret ile bütçenin yarısından fazlasını yutan, üretmeyen maaşlı memur kadrosunu üretmekle olacaktır.
İktisadi seferberliğimizi de şimdi olduğu gibi patronların eliyle değil işçi sınıfının önderliğinde, Hayat pahalılığından, Mutfaktaki Enflasyon yangınından en muzdarip olan örgütlü Kadınlarımız eliyle olmalıdır.”
KISACASI:
Enflasyon yangınının sorumluları parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzenidir.
Yokluk, yoksulluk, işsizlik, pahalılık, kıtlık, her türlü doymak bilmeyen Finans Kapital soygunu devam edecek. Buna karşılık ne yapılabilir?
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız. Derneğimiz bunun için mücadele ediyor. Unutmayalım ki; “Örgütsüz Halk Köle Halktır. Örgütlü Halk Yenilmez!”
ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ