6

EMEKLİ MAAŞI YİNE AÇLIK SINIRININ ALTINDA.
Enflasyon rakamları aslında, mutfağımızda çok daha yüksek. TÜİK’in rakamlarla oynayarak, düşürmesi hiç de inandırıcı olmuyor. Artık halkımız yemiyor.
Yoksulluk, işsizlik, pahalılık bu kadar artarken, patronların dergilerinde çıkan “35 Dolar Milyarderi Türk” haberi iktidarın uyguladıkları ekonomi politikanın kime yarar sağladığını gösteriyor.
Hep övüne övüne anlattıkları “sosyal denge”nin bozulan ayarları, bir avuç hazır yiyicilere, dolar zenginine, rantçıya gidiyor. Bu bir avuç ‘Finans-Kapital’ tüm ülke, tüm dünya gibi gözükmeleri, alabildiğine örgütlü olmalarıyla mümkün oluyor.
İşsizlikten, Pahalılıktan bunalmış halkımıza, cami hoparlörlerinden bile dinimizde yalan söylemenin yeri haram olmasına rağmen, o makamı kullanarak “Pahalılık Allahtan” diyebilmekteler.
Meclisteki, halkın seçtiği vekil dahi emekliye zam teklifine red oyu vermekle kalmayıp, alay edercesine gülmektedirler.
Fukara bırakılmış halkımızın boğazından geçen her lokmayı ateş pahasına çıkartarak, en kötüsü de işsizliğe kalıcı önlemleri almayanlar, bu durumumuza gülüyorlar.
Bizlere “nasipte böylesi varmış” diyerek en hakkaniyetli, adil idare ediyoruz diyenler, 23 yılda ekonomiyi ne hale getirdiklerini rakamlarla bakalım.
*Açlık sınırı 25,952
*Yoksulluk sınırı 89 bin 768 lira
*Aç kalmamak günde 865 lira gerekiyor .
*Her ay öncekinden daha açlığa ve yoksullaşmaya gidiyoruz.
*Açlık sınırı asgari ücreti 3.848 lira aştı.
Birleşik Metal- İş (BİSAM) Temmuz 2025 Açlık ve yoksulluk sınırını açıkladı.
Sendikamızın Sınıf Araştırmaları Merkezi BİSAM, Açlık ve Yoksulluk Sınırı Temmuz 2025 Dönem Raporu’nu açıkladı. Buna göre, dört kişilik bir aile için açlık sınırı 25 bin 952 lira oldu. Yoksulluk sınırı ise 89 bin 768 lira!”
“Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 42.004 lira olmalıdır. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 42.004 lira olarak tespit edilmiştir.” (BİSAM raporu)
Bu kadar büyüyen uçuşa geçti denilen “Gayri safi Milli Hasıla” dan payımıza düşen açlık sınırının altında, yaşamaya devam etmek oluyor.
Açlık sınırı – Yoksulluk sınırı nasıl oldu da, halkımızın en az yüzde yetmişinin, senin, benim, hepimizin boynuna geçirilen lanet halkası haline geldi.
Örgütsüz halk olmamızla.
“Hamdolsun, şükür et, çalış seninde olur” gibi kandırmacaları nasıl beceriyorlar?
Din, tarikat, cemaat üçgeni, Sendikasız bıraktıkları var olan Sendikaları da Sarı Sendikalar haline getirerek ve Örgütsüz dolayısıyla cahil bırakılmış halkımızı, “yoksulluğun imtihan olduğuna” inandıracak şekile getirerek, tamamen örgütlü olmalarıyla başarıyorlar.
Büyüyen, ne emekli maaşı, ne Asgari ücretle çalışabilen Emekçinin geliri ne üreten Köylülerin geliri, Bizim için büyüyen sadece iyicene azalan “Alım gücümüz”….
Büyüyen Servetler ise, bizlerin kursağından aşırılarak, biriken, her sene, kat be kat daha fazla yapan, bir avuç Parababaları ve onların iktidarından nemalanan “Tefeci-Bezirgân sermayenin soygunları sayesinde oluyor.
Neden yoksuluz? Örgütsüzlüğümüzden.
Bizleri soyup soğana çevirenler, bir avuç olmalarına karşın, koskoca dünya olmaları, domuzuna kadar teşkilatlı, herkesin gözü önünde olan talanları, yalanlarını din kisvesi altında sunarak, kandırmalarıyla oluyor.
Hepimiz mutfaktaki enflasyon yangınını, işsiz, dar gelirli, sabit ücretli olanlar biliyoruz. Rakamları az göstermek, rakamlar üzerinde oynamak, halkımızın temel ihtiyaçlarından, boğazından, giyim, kuşamından, eğitiminden hırsızlık yapmaktır.
Enflasyon yani hayat pahalılığını, işsizliği yaratan Parababaları düzenidir. En kötüsü işsizliğin, mutfaklarımızdaki enflasyon yangınının sorumluları parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzenidir. Yaşadığımız tüm bu sorunlardan ancak ve ancak bu sermaye düzeninin son bulmasıyla kurtulabiliriz.
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız.
Derneğimiz bunun için mücadele ediyor. Unutmayalım ki “Örgütsüz Halk Köle Halktır. Örgütlü Halk Yenilmez!”
ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ