5

Haziranda yıllık enflasyon:
TÜİK yüzde 35,05,
ENAG ise yüzde 68,68 açıkladı.
Değişen bir şey yine yok. TÜİK ile ENAG arasındaki fark her zaman olduğu gibi yarı yarıya. Oysaki yaşadığımız mutfaktaki gerçek enflasyon, ENAG’ın açıkladığından bile çok daha fazla. Yüzde 100, her şey ateş pahası oldu.
MEMUR ZAMLARI DA NETLEŞTİ
TÜİK verilerine göre altı aylık enflasyon 16,67 olarak gerçekleşti. Bu oran doğrultusunda SSK ile Bağ-Kur emeklileri maaş zammı alacak.
Memur ve memur emeklisi, 2025’in ilk altı ayı için toplu sözleşme ile yüzde 6 ikinci altı ay için yüzde 5 zam almıştı. Memurlar ilk altı ay enflasyonunun bu orandan yüksek çıkmasıyla arada oluşan farkı da zam olarak alıyor. Buna bir de toplu sözleşmeden kaynaklanan beş puanlık zam da ekleniyor. Bu hesaplamaya göre memur ve memur emeklileri için Temmuzdaki zam oranı yüzde 15,57 oldu.
AÇLIK SINIRI MAAŞLARI SOLLADI MAAŞLAR MUM GİBİ ERİYOR… ARTIK YOKSULLUKTA EŞİTİZ!
İktidarın açıklattığı enflasyon rakamlarına göre? Emeklinin alacağı “zam” hangi yaramıza merhem olabilir. Daha TÜİK’in Haziran ayında yapacağı, uyduruk enflasyon hesaplamaları belli olmadan, yapılan ‘Açlık Yoksulluk sınırı’ na göre:
* Dört kişilik bir ailenin açlık sınırı Haziranda önceki aya göre artarak 963 lira artarak 27 bin 415 liraya kadar yükseldi.
* Yoksulluk sınırı ise Gıdanın yanı sıra barınma, ulaştırma, ev eşyası, sağlık, eğitim gibi harcama gruplarında yaşanan fiyat artışlarının etkisiyle 2 bin 257 lira artarak 83 bin 859 liraya çıktı.
* Son bir yılda Açlık sınırı 6 bin 841 lira, Yoksulluk sınırı 22 bin 442 lira arttı.
(Kaynak: Birleşik Kamu İş )
* Türk-İş’e göre Mayıs ayı itibariyle açlık sınırı 25 bin 92 lira, yoksulluk sınırı ise 81 bin 734 lira.
22 bin 104 lira olan asgari ücret, Ocak ayından bu yana, yüzde 14,29’luk enflasyon sebebiyle reel olarak 3 bin liradan fazla,
14 bin 469 lira olan en düşük asgari ücretli ise 2 bin 200 lira, sadece verilen maaştan enflasyon hırsızlığı ile değer kaybetti.
Asıl yaşadığımız enflasyon rakamlarını dikkate alırsak bu rakamların iki katı olduğu gerçektir.
DOYSAK ÇIPLAĞIZ, GİYİNSEK AÇIZ!
Son beş ayda en çok artış dar gelirlinin ana gider kalemleri olan gıda, kira ve ulaştırmada gerçekleşti, Yılbaşı tatili, Turistik Seyehatta gezmek, Sinemaya, Tiyatroya gitmek hayal oldu.
11 buçuk Milyon İşsizimiz ile Avrupa ve dünya bizi kıskanıyor. Çünkü Türkiye şu an itibarıyla Yunanistan nüfusu kadar işsizin, Hollanda nüfusu kadar Emeklinin açlık sınırının altında yoksulun yaşadığı bir ülke olduk.
İşsizimiz Yunanistan’ı, Açlık sınırının altındaki Emekli ile Hollanda’yı geçmişiz. İşsizlik, pahalılık yoksulluk iktidarın hiç umurunda bile değil.
Ne kadar övünsek değil! Dövünsek azdır.
NE EĞİTİMDE, NE İSTİHDAMDA OLAN GENÇ ORANINDA AVRUPA ŞAMPİYONUYUZ…..
Sorun çok büyük. Her 3 gençten biri müzmin işsiz, iş bulabilen de, sefalet ücreti yani asgari ücretle yaşam mücadelesi veriyor. Bu kadar genç nüfusla bereketli topraklarımızda neler yapılmaz ki!
Özellikle Gecekondu semtlerinde Fabrika gibi toplu İş yerlerinde çalışan sayısı azalmakta, en kötüsü de uyuşturucu batağına saplanmakta, iş uğraşı olarak “Çeteleşmeyi” meslek olarak yapmaktalar.
Ne yazık ki iktidarın eğitim politikasında, Meslek liselerinde “Sanayi, Ziraat, Hayvancılık” gibi üretimde olacak, Teknik insan yetiştirmek, özendirme gibi çalışması yok. Varsa yoksa “İmam Hatip Lisesi”
Asgari Ücret: dört kişilik bir ailenin sadece 23 günlük beslenme harcamasını zor karşılayabilir halde, giyime, kuşama, kiraya, eğitime, sağlığa dahi yetmez durumda.
Asgari ücret ise yoksulluk sınırının ise üçte birini bile karşılamıyor. Buna göre ailede üç kişinin asgari ücretle çalışarak kazanacağı ücret bile yoksulluk sınırına ulaşmıyor.
Bu yıl 14 bin 469 lira olarak uygulanan en düşük emekli aylığı ise sadece 12 günlük beslenmeye yetiyor. Eğer kirada isek ev kirasına bile yetmiyor. Ömrünün sonbaharını yaşayan Emekli geçinmek için ya inşaat bekçiliği yapıyor, iyice çaresiz kalınca, huzurevi’nde sıra bekliyor.
Açlık sınırı – Yoksulluk sınırı nasıl oldu da halkımızın en az yüzde yetmişinin, senin, benim, hepimizin boynuna geçirilen ‘lanet halkası’ haline geldi? ARTIK YOKSULLUKTA EŞİTİZ!
Neden yoksuluz? Örgütsüzlüğümüzden.
Bizleri soyup soğana çevirenler, bir avuç olmalarına karşın, koskoca dünya olmaları, domuzuna kadar teşkilatlı, herkesin gözü önünde olan talanları, yalanlarını din kisvesi altında sunarak, kandırmalarıyla oluyor.
Hepimiz mutfaktaki enflasyon yangınını, işsiz, dar gelirli, sabit ücretli olanlar biliyoruz. Rakamları az göstermek, rakamlar üzerinde oynamak, halkımızın temel ihtiyaçlarından, boğazından, giyim, kuşamından, eğitiminden hırsızlık yapmaktır.
Enflasyon yani hayat pahalılığını, işsizliği yaratan parababaları düzenidir. En kötüsü işsizliğin, Mutfaklarımızdaki enflasyon yangınının sorumluları parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzenidir. Yaşadığımız tüm bu sorunlardan ancak ve ancak bu sermaye düzeninin son bulmasıyla kurtulabiliriz.
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız.
Derneğimiz bunun için mücadele ediyor. Unutmayalım ki “Örgütsüz Halk Köle Halktır. Örgütlü Halk Yenilmez!”
ZAM ZAM ZAM! UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ