2

TÜİK, Mayıs ayı enflasyonunu 1,53; Yıllık enflasyonu 35,41 olarak açıkladı.
ENAG ise aylık yüzde 3,66 – 12 aylık artış yüzde 71,23 olarak açıkladı.
Arada yine değişmez olan, iki kat fark var.
TÜİK, halkın gerçeklerini pembe tablolar çizip, rakamlara takla attırarak enflasyonu gizleyeceğini sanıyor.
Ekonomi bilimine aykırı “faiz sebep enflasyon sonuç” ısrarı sonucu geldiğimiz nokta bu.
Bilindiği üzere TÜİK’in enflasyon rakamlarına göre Emeklinin, Asgari ücretlilerin maaşları öyle belirlemek iktidarın en birinci vazifesi, icraatı olmuştur.
Maaşlarımıza, zam üstüne zam gelse de hep açlık sınırının altında eşit olmamızın sebebi: “ısmarlama enflasyon” rakamları ile halkımızın tepki gösterecek şekilde ‘Örgütsüz’ olması sayesinde oluyor.
Emeklilere ve emekçiye TÜİK’in attığı kazıklar. sadece rakamlarla oynamakla kalmıyor, boğazımdan geçecek her lokmayı da kısıyor.
Lise öğrencilerine sorulan soru, İzmir Metrosunda reklam panosunda:
Yüz liralık Altın alınıyor, %10 değer kazanıyor, sonrasında %10 değer kaybediyor! Sonrasında tekrardan %10 değer kazanıyor ve sonrasında yine %10 değer kaybediyor.
Paramızın değeri, şu anda ne kadar oldu?
Formel mantıkla bakınca hiç değer kaybı yok? Hep aynı kalmış.
Hiç te öyle değil?
Elindeki Altın bile olsa dahi, inişli çıkışlı hareketlerde kaybeden yine biz oluyoruz.
Az bir şey matematik, bilen hesabını yaparsa, yukarıdaki Lise öğrencileri için yapılan soruyu doğru bilirlerse, olayı çözecektir.
TÜİK’in hesapları da “enflasyon karşısında kimseyi ezdirmedik” dese de? ENAG TÜİK’in kullandığı kalemler ile, yani onların baz aldığı “ev kirası, domates, salça, bulgur vb.” ile yapıyor. Elbette ki TÜİK rakamları tamamen gerçek olmasa da? Uydurdukları da olsa, o kalemler var.
ENAG, TÜİK’in yalanını, onların baz aldığı kalemlere dayanarak “Enflasyonu” o kalemlerle ortaya koyuyor.
Ama TÜİK’in, aynı zamanda da ENAG’ın da baz aldığı kalemler arasında yaşantımız için “olmazsa olmaz” olanların dışında olanlarda var.
Mutfakta hep yaşadığımız enflasyon çocuklarımızı okula gönderirken, beslenme çantasına “süt, peynir” koyamamak ta var.
Ama gerçek olan yaşadığımız, yoksullukta geldiğimiz durumda, Halkımızın yüzde yetmişi ‘Açlık sınırı’nın altında kalarak.. “Yoksullukta Eşit Durumda” olduğumuzdur.
ENFLASYON =HAYAT PAHALILIĞI
İşin sırrı lise öğrencilerine soruları soruda yatıyor. Yüzde on yükseliyor, aynı oranda düşüyor, tekrar aynı oranda yükseliyor, yine aynı oranda düşüyor.
Yine aynı oranda kalan ne? Paramızın değeri niye yok!
Hep söylüyoruz.
Fiyatların az veya çok olması, vurguncuların fiyatları yükseltmesi, sebep değil neticedir.
İlk bilince çıkaracağımız ders budur.
İkinci ders:
ENFLASYONUN YÜKSEK OLMASININ SEBEBİ?
“BOL BOL, KARŞILIKSIZ PARA BASMAKTIR”
Toparlayalım: Pahalılığın nedeni = Para basma.
Para basılmasının nedeni = Devlet masrafları.
Masrafların çok olmasının nedeni: “Kırtasyeci Lüks Devlet”.
Lüks, Pahalı Devletin nedeni = Bir avuç parababasının şartsız kayıtsız egemenliğidir.
Demek Pahalılığın ve İşsizliğin nedeni böylesine bellidir: Lüks, israfçı, Pahalı Devlettir. Halkın üzerinde yükselen halka hizmet etmeyen, halkı kendine hizmetçi eden, baskıcı, pahalı, militer (askercil) bürokratik devlettir.
O halde enflasyonun (pahalılığın) ve işsizliği önlemenin tek yolu; devletin halktan değil, halkın devletten üstün olmasıdır. Doğrudan doğruya halkın kendi örgütlerinden oluşan ucuz ve basit bir cihazın örgütlenmesidir”
Yeniden ikinci kez Kuvayı Milliye seferberliği ile işsizliği ve Pahalılığı yok etmek: Boyuna dışarıya akan sermayemizi Tefeci-Bezirgan sermayenin elinden kurtararak, Pahalı Devlet yerine Ucuz Devlet ve şuurlu ticaret ile bütçenin yarısından fazlasını yutan, üretmeyen maaşlı memur kadrosunu üretmekle, memur etmekle, üretmek ile olacaktır.
Hayatın pahalanması, fiyat rakamının şu ya da bu olması değil, insanımızın geliri ile alım gücünün düşük, yerli-yabancı Parababalarının sömürü ve vurgunlarıyla iratçılık ve devlet masraflarının yüksek olmasıdır.
Enflasyon yani hayat pahalılığını yaratan Parababaları düzenidir. Mutfaklarımızdaki enflasyon yangınının, çocuklarımızın yetersiz beslenmesinin sorumluları parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzenidir. Yaşadığımız tüm bu sorunlardan ancak ve ancak bu sermaye düzeninin son bulmasıyla kurtulabiliriz.
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız.
Derneğimiz bunun için mücadele ediyor. Unutmayalım ki “Örgütsüz Halk Köle Halktır. Örgütlü Halk Yenilmez!”
ZAM ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ