16

Türkiye tarihine gecen 826 milyar liralık fon vurgunu gündemdeki yerini korurken, DİSK-AR raporu emekçilerin yaşadığı felaketi gözler önüne serdi.
2026’nın ilk 9 ayında SGK’lı işçilerin enflasyon ve adil olmayan vergi dilimleri yüzünden kaybettiği 2.25 trilyon TL, Fon skandalının 2.7 katını aştı.
Fon vurgunundan daha yükseği, var olan soyguna dolaylı, dolaysız oldukça yüksek vergiler ve önlenemeyen enflasyonda cabası. Ortalama bir işçi Eylül ayında 15 günlük çalışması vergiye, enflasyona gidiyor. DİSK-AR bu raporunu hazırlarken “ortalama işçi ücretini” baz almıştır. Yani açlık sınırının altında hep kalan Asgari ücretli, Emeklilerin hali hepten perişandır.
“DİSK-AR raporu, çalışanların yaşadığı gelir kaybını ortaya koydu. Ortalama bir işçi, eylül ayında enflasyon ve vergi nedeniyle 22 bin 401 TL kaybetti. İlk 9 ayda kayıp 131 bin TL’ye, 17,2 milyon işçinin toplam kaybı ise 2,25 trilyon TL’ye ulaştı. Ücretlerin yüzde 48,9’u eridi.”
(Basından)
Enflasyon, yüksek vergiler sadece cüzdanımızı boşaltmıyor, soframızı da daraltıyor. İlköğretim çağındaki her dört çocuktan birinin, yoksulluğun tavan yapması yüzünden okula aç gidip aç döndüğü gerçeğinle karşı karşıyayız.
YA GENÇLERİMİZ ?
Gelecekten ümidini kesmiş, 4 buçuk milyonu geçmiş ne okulda, ne işte, ne de iş aramakta olan, iktidarın deyimiyle: “Ev Genci”, en kötüsü de Batı’daki komşularımızın ülke nüfusunu geçmiş “İşsizler Ordusu”….
EN KÖTÜSÜ DE İŞSİZLİK
“İŞKUR verilerine göre 2026’nın ilk 8 ayında işsizlik maaşı için başvuranların sayısı 1 milyon 220 bin 761’e ulaştı. Ancak yalnızca 563 bin 809 kişi ödenek alabildi. Başvurular yüzde 3,05 artarken ödenekten yararlanma oranı yüzde 46,2’ye geriledi. Başvuranların yarısından fazlası destek alamadı.”
(Basından)
Soran olursa İşsize, İşsizlik ödeneği var.
İşsizlerden önce hem de İşsizlik ödeneğinin çoğunu, işsizlik sıkıntısını çeken sanki onlarmış gibi patronlara ‘teşvik’ adıyla tepside sunuluyor.
TÜRKİYE YOKSULLUKTA HİNT FAKİRLERİYLE YARIŞIYOR.
Bugün geldiğimiz noktada Hint fakirleriyle yarış halindeyiz.
İşsizlik, enflasyon ve hayat pahalılığının emekliden asgari ücretliye, öğrenciden çocuğa kadar toplumun tüm kesimlerini yoksullukla karşı karşıya bırakmıştır.
Bu kadar bereketli topraklarda, bu kadar ‘bilimle, teknikle donanımlı genç nüfusumuzla üreterek, pahalı lüks, kırtasiyeci devletin masraflarına keserek enflasyonu, yeniden ‘İkinci kez Kuvayı Milliye Seferberliği” ile hem işsizliği ve Pahalılığı yok etmek. Hem de boşuna dışarıya akan sermayemizi Tefeci Bezirgan sermayenin elinden kurtararak, Pahalı Devlet yerine Ucuz Devlet ve şuurlu ticaret ile bütçenin yarısından fazlasını yutan, üretmeyen maaşlı memur kadrosunu üretmekle olacaktır.
İktisadi seferberliğimizi de şimdi olduğu gibi patronların eliyle değil işçi sınıfının önderliğinde, hayat pahalılığından, mutfaktaki enflasyon yangınından en muzdarip olan örgütlü kadınlarımız eliyle olmalıdır.”
KISACASI:
Enflasyon yangını, İşsizlik, halkın sırtına bindirilen yüksek vergiler, parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzeninin eseridir.
Yokluk, yoksulluk, işsizlik, pahalılık, kıtlık, her türlü doymak bilmeyen Finans Kapital soygunu devam edecek. Buna karşılık ne yapılabilir?
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız. Derneğimiz bunun için mücadele ediyor. Unutmayalım ki;
“Örgütsüz Halk Köle Halktır. Örgütlü Halk Yenilmez!”
ZAM ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ