1

“Hükümetin ‘Aile Yılı’ ilan ettiği 2025’te bebek sahibi olmak için her 38 günde 1 çeyrek altını gözden çıkarmak gerekiyor. İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gencer, “Asgari ücret olan 22 bin lirayla kirasını ödemek, gıda ihtiyaçlarını almak, faturasını ödemek zorunda kalan aileler bu parayı ödeyemediği için bebeğinin altını bezlerle bağlıyor. Sırf bununla da bitmiyor; yatağı, oyuncağı, kıyafetleri, biberonu, sağlık giderleri derken bu rakam katlanarak artıyor. Çocuk sahibi olup onu büyütebilmek vahşi bir mücadeleye dönüştü” dedi.
Eski yöntemler revaçta
Artan hayat pahalılığı ve temel ihtiyaçlardaki fahiş fiyatlar nedeniyle çocuk sahibi olmanın birçok aile için neredeyse imkânsız hale geldiğini söyleyen İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gencer, “Bebeklerin artık yoksulluk içinde dünyaya geliyor. En temel ihtiyaçlardan biri olan bebek bezi bile aileler için ulaşılmaz hale geldi. Bebek bezi fiyatları son bir yılda yüzde 100’ün üzerinde arttı. Anne babalar artık çocuklarına bebek bezi alamıyor. Maddi durumu iyi olmayan aileler, çareyi eski usul yöntemlerde arıyor. Günümüzde hâlâ bebeğine bez alamayıp, kumaş bağlamak zorunda kalan aileler var. Bu tablo, krizin en temel göstergesi. 2025 yılı aile yılı olarak ilan edildi. Ailenin gerekliliği ve önemine vurgu yapmak isteyen hükümet diğer taraftan aile olabilmenin en önemli koşullarından bir tanesi de çocuk yapmak diyorlardı! Peki bir çocuğa nasıl bakacaksınız? 22 bin lira asgari ücret alan bir kişinin çocuğunun olması ve ona bakabilmesi hayal. Bebek bezi ve mama fiyatları dövize endeksli artmaktadır” dedi.Gencer, yalnızca bez değil, mama ve temel gıda ürünlerinin de ateş pahası olduğunu belirtti: “Aileler çocuklarına sağlıklı besinler yediremiyor. Mama fiyatları neredeyse gram altınla yarışıyor. Bugün bir asgari ücretlinin maaşının dörtte biri, yalnızca bir bebeğin bez ve mama masrafına gidiyor. Diğer ihtiyaçları giysisi, yatağı, mobilyası, bebek arabası mas-rafları da var. Artık çocuk sahibi olmak değil, çocuğu büyütebilmek büyük bir mücadeleye dönüştü. Bebek bezi bir lüks değil, yaşamsal bir ihtiyaç.Bunu çocuk sahibi olan herkes biliyor ve yaşıyor. Ama ne yazık ki, karar alıcılar bilmiyor ya da görmezden geliyor. Kıyafeti, evi bebeğe uygun hale getirmek için yakılan doğalgazın artması, mobilyası, aracı gereci derken insanlar artık masraflara yetişemiyor” diye konuştu.
‘Çocuk istemiyorlar’
Son yıllarda hızla artan enflasyon, yükselen yaşam maliyetleri ve temel ihtiyaç ürünlerinin fiyatlarındaki astronomik yükselişler, ailelerin çocuk büyütme konusundaki kaygılarını derinleştiriyor. Bebek bezi, mama ve diğer temel ihtiyaçlar, gram altın fiyatını bile geçerken, pek çok aile bütçesinin çok üzerinde harcama yapmak zorunda kalıyor. Devletin sağladığı yardımlar ve destekler, piyasanın kar odaklı işleyişi karşısında yetersiz kalıyor. Artan elektrik, doğalgaz ve kira giderleri de ailelerin ekonomik dengesini bozarken, çocuk sahibi olmak artık sadece duygusal bir karar olmaktan çıkarak ciddi bir finansal yük haline geliyor. Bu şartlarda anne-baba olmak, neslini sürdürmek artık sadece bir mutluluk değil, ciddi bir risk ve korku kaynağına dönüştü. Ailelerin çocuk sahibi olma arzusu, güvenli bir gelecek ve sağlıklı yaşam beklentisiyle şekillenirken; sosyal, ekonomik ve güvenlik endişeleri bu kararı zorlaştırıyor. Yaşanan ül-kede güvenlik sorunları, can kaybı riski, sağlık ve sosyal güvencelerin eksikliği gibi temel sorunlar sürdükçe, insanlar çocuk sahibi olma kararını saygı ve kuşku içinde almak zorunda kalıyor. Sonuç olarak, ekonomik sebeplerden dolayı birçok aile çocuk yapmaktan vazgeçe-biliyor ya da tek çocuk yapıyorlar” ifadelerini kullandı.