25

31 Aralık 2025 9 Eylül gazetesi Derneğimizin görüşüne de yer verdiler. Ne varsa Yerel Basında var!
(https://dokuzeylul.com/ayni-gece-iki-ayri-yilbasi)
AYNI GECE, İKİ AYRI YILBAŞI
Türkiye 2026’ya girerken, aynı gecede biri asgari ücret kadar parayı tek bir eğlence gecesinde harcarken, milyonlarca insan yeni yılı evde, hesap yaparak karşılıyor.
Aynı gece, iki ayrı yılbaşı
Türkiye 2026’ya aynı gecede iki farklı hayatla giriyor. Bir yanda, Çeşme, Bodrum gibi turistik yerlerin otel galalarında bir gecelik eğlence için asgari ücret kadar para ödeyenler var; diğer yanda ise yeni yılı evde, en ucuz seçeneklerle kurulan bir sofra ve küçük bir yılbaşı ağacıyla karşılamaya çalışan milyonlar. Yüksek enflasyonun gölgesinde yılbaşı, kimileri için kutlama; kimileri için ise ay sonunu getirmenin yeni bir hesabına dönüştü.
Türkiye, 2026’ya yüksek enflasyonun belirlediği bir eşikte giriyor. Yeni yıl yaklaşırken, dışarıda yapılan gösterişli kutlamalar geniş kesimler için erişilmesi zor bir hayale dönüşmüş durumda. Yılbaşı gecesinde dışarı çıkmanın kişi başına maliyeti, en mütevazı seçeneklerde bile 2 bin TL’den başlarken, lüks organizasyonlarda bu rakam 30 bin TL’yi aşabiliyor.
TÜİK’in kasım ayı verileri de bu tabloyu doğruluyor. Lokanta ve oteller grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 34’e ulaşırken, mal ve hizmetler grubunda yaklaşık yüzde 30, eğlence ve kültür harcamalarında ise yaklaşık yüzde 26’lık bir artış var. Bu koşullarda uygun fiyatlı mekanlarda birkaç içecek ve sınırlı atıştırmalıkla yapılan sade bir kutlama dahi kişi başına yaklaşık 2 bin TL’yi buluyor. Orta segment mekânlarda fiyatlar 3 bin 500 ile 7 bin TL arasında değişirken, otel galalarında kişi başı ücretler 8 bin TL’den başlayıp 15 bin TL’ye kadar çıkıyor. Ünlü isimlerin sahne aldığı gecelerde ise yılbaşı, 30 bin TL’nin üzerindeki bedellerle karşılanıyor.
SENEDE BİR GÜN…
Yılbaşı gecesinin geniş kesimler için artık bir kutlama olmaktan çıktığını söyleyen İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gençer, gelir dağılımındaki bozulmanın yarattığı tabloya dikkat çekti.
“Karnını doyurmaya kalksa; giyinmeye, ısınmaya, barınmaya, eğitim harcamalarına, kültüre, sanata, kısacası insanca yaşamaya yeterli geliri olmayan, yüzde 60’ı geçmiş halkımıza “senede bir gün” bile haram oldu. Tencereyi kaynatmanın mucize sayıldığı bu günlerde halkımızın “yılbaşı”nı umutla, heyecanla kutlaması hayal oldu. Isınmak için battaniyeye sarılır haldeki emekli, ev kirasına yetişemeyen asgari ücretli nasıl umutla yeni yıla girsin?
Tatil merkezlerindeki doluluk oranlarına bakarak “Demek ekonomi iyi ki millet tatilde…” yanılgısına düşmeyelim. SGK verilerine göre 80–100 bin lira aylık geliri olanların sayısı yüzde iki, 100 bin lira ve üstü maaşı olanların sayısı ise sadece yüzde bir! Otellerde, pahalı eğlence merkezlerine ancak yukarıda saydığımız bu yüzde üçlük kesim “orta sınıf” gidebilir.
Orta sınıf dediğimiz bu kesimin AVM’lerden çıkmaması, pahalı telefon kullanması, giyimde ve yiyecekte marka tutkunluğu, gelirinin üstünde kredi kartı kullanması; aslında “orta sınıfın” da eridiği anlamına geliyor. Gelir dağılımının bu kadar insafsızca bozulmadığı günlerde ikinci, üçüncü ev, yazlık hayali gerçekleştirilebiliyordu. Şimdi ise öyle böyle değil; hayalini bile kuramıyor. Kuramadığı mülk edinme hayalini kredi kartıyla borçlanarak, pahalı saatlerde, neredeyse asgari ücreti geçen tatillerde arıyor. Yurttaşlar günden güne eriyen bütçesini zorlayarak ancak evinde “PTT” (Pijama, Terlik, /Televizyon) tesislerinde, yasak savarcasına yeni yıla girecektir.”