11

ONLARIN TENCERESİNDE ET BİZİMKİNDE DERT KAYNIYOR DERT!
“EKONOMİ, PARANIN AYNASI DEĞİL ‘PARA’ EKONOMİN AYNASIDIR.” Hikmet Kıvılcımlı
Bu kural bilince çıkaracağımız, ekonomide ilk derstir.
Türkçesi “Kenarına bak bezini al, Anasına bak kızını al”.
Yani Paran güçlü olacak ki! Ekonomin de güçlü olsun! Üretmeyenin parası dolayısıyla ekonomisi sağlam olabilir mi? Ancak, mirasyedi olunur!
ALIM GÜCÜMÜZ BİTTİ
*) TÜİK’e göre yıllık yüzde 29, 73 Aylık yüzde 1,84.
*) ENAG’a göre yıllık yüzde 46,61 aylık yüzde 2,10
Maliye Bakanına göre: “Enflasyonun son 5 yıldan bu yana ilk defa yüzde 30’un altına geriledi.” Bizde inandık.
En az üç çocuk yapın diyorlar ama bebek bezi aile bütçesinde ciddi bir gider kalemi olmuş durumda. Yenidoğan bir bebeğin aylık bez masrafı yaklaşık 2 bin 460 TL’yi buluyor. Üstelik bebek büyüdükçe paketlerdeki bez sayısı azalıyor; adet başına maliyet ise daha da yükseliyor. Ailelerin yükü her ay katlanıyor. Bebek bezi bile bu kadar masraflı oluyor ise tencere nasıl dolacak, ne kaynayacak?
Tatili, kültürel faaliyetleri geçtik giyim, kuşam, okul masrafları, ev kirası, TÜİK’in sayesinde azalacak mı?
İnsanca yaşamanın maliyetini daha üç gün önceki yazımızda:
“TÜRK-İŞ’in eylül araştırmasına göre: 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı bir ayda 1344 TL artarak 123 bin 130 TL’ye yükseldiğini…” söylemiştik. Şimdi 193 bin 500 TL olmuş.
Gerçek Enflasyon yükseliyor, TÜİK’e göre neredeyse yerinde sayıyor.
193 bin 500 TL’ye çıktığı ülkemizde, TEÇ-SEN’in [Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası] hesabına göre 2 yetişkinli bir ailede kişi başına aylık maliyet 96 bin 750 TL. Kira 38 bin, gıda ve market 30 bin TL olurken; sosyal yaşam ve tatil için 29 bin TL’lik bütçe öngörülüyor.
Emeklinin, Asgari ücretlinin böyle bir lüksleri var mı?
Türkiye’de “yerli milyoner” sayısı 3 milyon 83 bin 205 kişiye ulaşmış. Bankada 1 milyon TL’nin üzerinde mevduatı bulunanların sayısı son bir yılda 635 bin 613 kişi artmış, Yerli milyonerlerin ortalama mevduatı ise 7,3 milyon TL’den 8,2 milyon TL’ye yükseldiğini Basından öğreniyoruz.
Emeği ile geçinen Üretici Köylünün, Yıllarca Prim ödeyen Emeklilerin, Çalışan işçilerin Banka hesapları icralık olmuş, limiti aşmış, ödenilemeyecek hâle gelmiş “Kredi Kartı” hesaplarından da geçilmiyor ise, halkımız ekonomik olarak iflas etmiştir.
ENFLASYONUN DÜŞECEĞİ VAR MI?
8 milyon asgari ücretli ve 10 milyon emekliye, Açlık sınırının altında maaş vermekle, enflasyonu yine düşmeyecektir.
“Emekliler yüzünden, onlara yapılan ödemeler enflasyonu körüklüyor…”
“Yüksek ücretler Enflasyonu yükseltiyor” gibi söylemleri, enflasyonun gerçek sebebini, gözlerden kaçırmak için uydurulmuş yalanlardır.
Yıllardır emekliye, Asgari ücretliye, iyicene düşük Sefalet ücreti verildi, o halde neden Enflasyon düşmedi?
Demek ki, düşük ücretler ile enflasyon düşmüyor ise? Yüksek ücretler emekli maaşları da enflasyonun hayat pahalılığının sebebi değildir.
Enflasyonun sebebi:
Karşılıksız para basmaktan kur korumalı faiz, vergi borçları silinen holdingler gözle görülür şatafatlı masraflar yüzünden olan açıklar, gelir gideri karşılamayınca, Pahalı, lüks devletin masraflarına yetişilemeyince basılan karşılıksız paralar yüzünden enflasyon oluyor.
Enflasyon: Hayatın Pahalılaşmasıdır.
Sebebi nedir? Karşılıksız para basmaktır.
Karşılıksız para neden basılır? Pahalı, lüks Devletin masraflarına yetişemeyince, yani Gelir, Gideri karşılayamayınca! Kâğıt paralar gıcır gıcır piyasaya sürülmesiyle olur.
PARAMIZIN DEĞERİ
Bankamatiklerdeki gıcır gıcır yeni basılmış paralara bakınca! Gerçek tüm çıplaklığıyla göze batıyor.
Kağıt para bankada yatan altına sembol olduğuna göre, altının değerinin, paranın değerine karşılık olması gerekir. Tedavüldeki tüm banknotların değeri, onların karşılığı olarak Merkez Bankası’nda bulunan Altın ve (Altına çevrilebilir [Konvertibl] döviz, yabancı para) miktarına eşittir. Bu durumda Türk Lirası’nın DEĞERİ ne kadardır? Merkez Bankası’ndaki “altın ve döviz mevcudu” kadardır. Tedavüldeki banknot miktarı kadar mı? Hayır!
Asgari ücret, Kamu çalışanlarının, Emeklilerin maaşını, şu anda yüzde beş yüz artsa bile bu uygulanan talan ekonomisi devam ettiği sürece, paramız pul olmaya, sefalet içinde hep beraber olacağız.
O halde enflasyonun (pahalılığın) ve işsizliği önlemenin tek yolu; ‘yapay zeka’nın yol göstermesine gerek kalmadan!
Mücadele ederek “Devletin halktan değil, halkın devletten üstün olması. Doğrudan doğruya halkın kendi örgütlerinden oluşan ucuz ve basit bir cihazın örgütlenmesi” ile “Yeniden ikinci kez Kuvayı Milliye seferberliği” ile işsizliği ve Pahalılığı yok etmek: Boyuna dışarıya akan sermayemizi Tefeci Bezirgan sermayenin elinden kurtararak, Pahalı Devlet yerine Ucuz Devlet ve şuurlu ticaret ile bütçenin yarısından fazlasını yutan, üretmeyen maaşlı memur kadrosunu üretmekle olacaktır.
İktisadi seferberliğimizi de şimdi olduğu gibi patronların eliyle değil işçi sınıfının önderliğinde, Hayat pahalılığından, Mutfaktaki Enflasyon yangınından en muzdarip olan örgütlü Kadınlarımız eliyle olmalıdır.
KISACASI:
Enflasyon yangınının sorumluları parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzenidir.
Yokluk, yoksulluk, işsizlik, pahalılık, kıtlık, her türlü doymak bilmeyen Finans Kapital soygunu devam edecek. Buna karşılık ne yapılabilir?
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız. Derneğimiz bunun için mücadele ediyor. Unutmayalım ki;
“Örgütsüz Halk Köle Halktır. Örgütlü Halk Yenilmez!”
ZAM ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ