19

3 GENÇTEN 2’SİNİN GELİRİ 30 BİN TL’NİN ALTINDA!
İktidarın yanlış politikaları, asgari ücretliler, dar gelirlilere, yoksullara, işsizlere ve gençlere çıkardığı fatura hızla büyümeye devam ediyor.
Son araştırmalara göre geleceğe umutla bakanların oranı;
*) Çalışan gençlerde yüzde 50, öğrencilerde yüzde 48, iş arayan gençlerde ise yalnızca yüzde 16 seviyesinde.
*) Gençlerin 3’te 1’i ne istihdamda, ne eğitimde, ne de iş arıyor.
*) Erkek gençlerin yüzde 59’u çalışırken, bu oran kadın gençlerde yüzde 38.
*) Yüzde 38 ile yeterli iş olanaklarının bulunmaması,
*) Yüzde 33 ile iş bulmayı sağlayacak tanıdıkların olmaması
*) Yüzde 29 ile ücretlerin düşük olması.
*) 3 Gençten ikisinin geliri 30 bin liranın altında.
Habitat Derneği tarafından açıklanan “Gençlerin İyi Olma Hali” araştırmasının 2025 yılı sonuçları, 18-29 yaş aralığındaki gençlerin ekonomik ve psikolojik durumuna dair karamsar bir tablo çizdi. Verilere göre, genç nüfusun %52’si herhangi bir işte çalışmazken, çalışanların büyük çoğunluğu düşük gelir kıskacında, asgari ücretle yaşam mücadelesi veriyor olması da göze çarpıyor.
Araştırmanın en çarpıcı verilerinden biri, gençlerin kişisel gelir seviyelerindeki yetersizlik oldu.
“18-29 yaş grubundaki gençlerin %67,9’unun aylık kazancı en fazla 30 bin TL seviyesinde kalıyor.” Sözcü’deki habere göre bu ekonomik darlık, gençlerin maddi durumundan memnuniyet oranını da aşağı çekti; 2017’de %61 olan memnuniyet oranı, 2025 itibarıyla %40’a kadar geriledi.
GENÇLİĞİN EN İLK SORUNU: İŞ BULMAK İŞSİZLİK ZOR ZANAAT, İŞBAŞI YAPMAK DAHA DA ZOR!
İş bulma konusundaki güvensizlik, gençlerin gelecek beklentilerini doğrudan etkiliyor. Araştırmaya katılan gençlerin %72’si istese de kolayca iş bulamayacağını düşünüyor. Bu umutsuzluk iş arayan grupta %94 gibi korkunç bir orana ulaşıyor.
Ayrıca, “2017 yılında kendi işini kurma hayali kuran gençlerin oranı %63 iken, risk alma iştahının kaybolmasıyla bu oran %36’ya düştü.” (Basından)
İş bulmuş genç insanımız sevinsin mi, üzülsün mü? Artık iş bulmanın yanı sıra “işbaşı” yapmanın bile maliyeti var. Öylesine, geçici süre olarak dahi çalışılacak işlerde bile, işverenlerin bitmez isteklerinin formalitelerini yerine getirmek adeta “ömür törpüsü”.
Binbir rica, umutla iş kovalayan gençlerimizin önüne o kadar çok engeller çıkartılıyor ki, saymakla bitmez. Her türlü eğitimden, sınavdan, türlü türlü ‘Sertifikalar’dan da geçilse, işbaşı için tam teşekküllü hastaneden, ücretini ödeyerek ‘Sağlık raporu’ almak, deveyi hendekten atlatmaktan daha da zor.
Her türlü prosedür engelini atlattıktan sonra, işsizliğin bitmesi ile sorunlar bitmiyor. Çalışırken de emeklerinin hakkını tam olarak keşke alsalar. O kadar korkunç, düşük maaşla, açlık sınırının altında bile kalan liyakatlı, tecrübeli işçi var ki.
Çünkü çalışan, iş bulabilen işçilerimiz, ekonomik mücadele veren sendikalar da örgütlü değil, var olan sendikaları da, sınıf sendikacılığı yapanlarda bir elin parmağını geçmez.
EV GENCİ
Türkiye’deki gençlerin üçte birinin ne eğitimde ne de istihdamda, ne de iş aramakta. Bu durum dünyanın hiçbir yerinde olmayan “ev genci”ni, normal, kalıcı hale getirdi. iktidarın bahşettiği yoksulluk sadece Emekliyi, asgari ücretliyi de esir almıyor! Gençlerin umutlarını da, hayallerini de, yaşam zevklerini de bitiriyor.
İş bulabilen gençte sefalet ücreti yani asgari ücretle yaşam mücadelesi veriyor.
Özellikle gecekondu semtlerinde, fabrika gibi toplu İş yerlerinde çalışan sayısı azalmakta, en kötüsü de uyuşturucu batağına saplanmakta, iş uğraşı olarak “Çeteleşmeyi” meslek olarak yapmaktalar.
Bu kadar genç nüfusla bereketli topraklarımızda neler yapılmaz ki!
Bugün memleketimizde en büyük sorun halkımızı pahalılıktan ve işsizlikten kurtarmak, gençliğe umut dolu, refah seviyesi yüksek ülkeyi emanet etmektir. En ivedi, en kaçınılmaz hayati bir üretim seferberliği yapmakla sorunlar giderilecektir.
Ağır sanayi temelinde, en son teknikle GDO’suz Ziraat, Hayvancılık üretiminde çalışarak, geçmişte uygulanan “Köy Enstitüleri” modelinde eğitim ve üretimle, böylesine genç nüfusumuzu işsizlikten, aylaklıktan, kötü alışkanlıklardan kurtulması ancak, işsizliğe son vermekle, üretimle olacaktır.
Ne yazık ki iktidarın eğitim, üretim politikasında, Meslek liselerinde “Sanayi, Ziraat, Hayvancılık” gibi üretimde olacak, Teknik insan yetiştirmek, özendirme gibi çalışması yok.
KISACASI;
Yokluk, yoksulluk, işsizlik, pahalılık, kıtlık, her türlü doymak bilmeyen Finans-Kapital, Tefeci-Bezirgân sermayenin soygunu halkımızın, Örgütsüz olmasıyla, yalanlarıyla kandırmasıyla oluyor.
Buna karşılık ne yapılabilir?
İşsizlik ve Pahalılıktan kurtulmanın tek yolu, Parababalarının Sömürü ve Soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmekten geçiyor.
ÖRGÜTSÜZ HALK KÖLE HALKTIR! ÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ! Bizim şiarımızdır.
Köle olarak kalmak istemiyorsak örgütlenmemiz gerekiyor. Yaşamın her alanında örgütlü mücadele yürütmeliyiz.
ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İŞSİZLİK VE PAHALILIKLA SAVAŞ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ