7
İLKSES Gazetesinde çıkan haberde İPSD’nin de görüşüne yer verdiler.
(https://ilkses.com.tr/ekonomi/jeopolitik-gerilimler-gidayi-vurdu-aclik-siniri-asgari-ucreti-yuttu-442318)

JEOPOLİTİK GERİLİMLER GIDAYI VURDU: AÇLIK SINIRI ASGARİ ÜCRETİ YUTTU YOKSULA AĞIR FATURA
İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Başkanı Nesibe Gençer ise gıda fiyatlarındaki artışın dar gelirli kesimleri daha da yoksullaştırdığını, mevcut tabloyla birlikte halkın her geçen gün daha derin bir geçim kriziyle yüz yüze kaldığını belirtti. Gençer, “Türkiye’nin yeni bir enflasyon tsunamisine girme tehlikesi her geçen gün artıyor. İktidarın yanlış politikaları yüzünden sürüklendiğimiz bu yüksek enflasyon süreci, gıda fiyatları aracılığıyla ücretliler, dar gelirliler ve yoksullara ağır bir fatura çıkarıyor. Alım gücümüz eriyor, yoksulluk derinleşiyor. Şubat 2026 itibarıyla açlık sınırı en iyimser tahminle 35 bin 819 TL, yoksulluk sınırı ise yaklaşık 107 bin TL oldu. Bu tablo karşısında emekliler, asgari ücretliler ve işsizlik cehenneminde yaşayan insanlarımızın acı gerçeği artık sadece ‘açlığa dayanıklı olmaktan’ geçiyor” açıklamasında bulundu.
Açlık sınırı martta 35 bin 819 liraya yükselerek asgari ücreti 7 bin 744 lira geride bıraktı, yoksulluk sınırı ise 107 bin liraya dayandı. Uzmanlar, artan jeopolitik gerilimler ve maliyet baskılarıyla gıda enflasyonunun hızlanacağı uyarısında bulundu.
VATANDAŞ AÇLIĞA DAYANIKLILIK TESTİNDE
Mutfaktaki yangın sadece açlık sınırıyla sınırlı kalmadı; temel ihtiyaçların tamamını kapsayan yoksulluk sınırı da 3 bin liralık artışla 107 bin liraya dayandı. Emekliler için durum daha da vahim bir hal alırken; en düşük emekli aylığı, açlık sınırının 15 bin 819 lira gerisinde kaldı. Araştırmaya göre halkın en çok tükettiği 64 temel gıda maddesindeki fiyat artışı Mart ayında yüzde 8 olarak gerçekleşti. Yılın henüz başında olunmasına rağmen gıda enflasyonu ilk iki ayda yüzde 20’yi aşarken, son bir yıllık artış oranı ise yüzde 57 olarak kayıtlara geçti.
YENİ BİR ENFLASYON TSUNAMİSİ
Gıda fiyatlarındaki artışın hem ülkeye özgü yanlış politikalar hem de savaş kaynaklı enerji maliyetleriyle birleştiğini belirten Gençer, “Türkiye’nin yeni bir enflasyon tsunamisine girme tehlikesi her geçen gün artıyor. İktidarın yanlış politikaları yüzünden sürüklendiğimiz bu yüksek enflasyon süreci, gıda fiyatları aracılığıyla ücretliler, dar gelirliler ve yoksullara ağır bir fatura çıkarıyor. Alım gücümüz eriyor, yoksulluk derinleşiyor. Şubat 2026 itibarıyla açlık sınırı en iyimser tahminle 35 bin 819 TL, yoksulluk sınırı ise yaklaşık 107 bin TL oldu. Bu tablo karşısında emekliler, asgari ücretliler ve işsizlik cehenneminde yaşayan insanlarımızın acı gerçeği artık sadece ‘açlığa dayanıklı olmaktan’ geçiyor” dedi.
EMEKLİ BAYRAM HARÇLIĞINI UNUTTU
Mutfaktaki yangının sorumlusunun insani değer taşımayan kâr hırsı ve sermaye düzeni olduğunu vurgulayan Nesibe Gençer, “Rakamları az göstermek, emeklinin ve asgari ücretlinin maaşından, boğazından, eğitiminden hırsızlık yapmaktır. Ev kiralarının en ucuzu 20 bin lira olmuşken, emekli maaşı da 20 bin lira. Emeklilerimiz ömürlerinin sonbaharında ucuz otel odalarında huzurevi arıyor; pazar yerlerinde akşam saatlerinde çürük meyve toplayarak hayatını idame ettiriyor. Torunlarına bayram harçlığı verme geleneğini unutan emekli, neredeyse torunundan harçlık alacak duruma geldi. Bu işsizlik ve pahalılık cehenneminden kurtulmanın tek yolu, bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Unutmayalım ki; örgütsüz halk köle halktır, örgütlü halk yenilmez” ifadelerini kullandı.
ASIL SEBEP KARŞILIKSIZ PARA VE İSRAFTIR
Fiyat artışlarının bir sebep değil, yanlış politikaların bir sonucu olduğunu vurgulayan Gençer, “Faiz sebep, enflasyon sonuç” tezinin hayatın gerçeğiyle örtüşmediğini belirtti. Enflasyonun asıl kaynağının karşılıksız para basımı ve devletin lüks harcamaları olduğunu ifade eden Gençer, “Bankamatiklerden çıkan gıcır gıcır yeni banknotlar, paranın değer kaybının en çıplak kanıtıdır. Kağıt para, Merkez Bankası’ndaki altın ve döviz mevcudu kadar değer taşır; ancak bugün üretim yerine israf ve aşırı masraf politikası güdülüyor. Devletin gelirleri lüks harcamalara yetmeyince karşılıksız para piyasaya sürülüyor. Bilinçsiz üretim ve ticaret politikaları yüzünden alım gücümüz eriyor, yoksulluk derinleşiyor. İktidarın bu yanlış tercihlerinin faturası, gıda fiyatları üzerinden dar gelirli ve yoksulun sırtına yükleniyor” diye belirtti.