14

Mübarek Ramazan Ayı geldi, hoş geldi…
Oruç tutarak, yoksulların çektiği ızdırabı anlamak, “Komşusu aç iken tok yatmanın” ne kadar kötü olduğunu tamamı sadece bir ay olan Ramazan Ayı ve sonrasında, paylaşmanın, dayanışmanın mükafatı, 3 günlük Bayram gelecek.
Bu arada fitre ve gelirimizden, fakir, fukara, ihtiyaçlıya hatta yolcuya gelirimizden Zekâtta vereceğiz.
Kurban bayramlarında adetten değil! Esastan olması gereken kurban etini alım gücümüz düştüğü için, bayramdan bayrama ancak tenceremize düşer oldu. Şimdi buzdolaplarında istif edince o da ‘Hayır’ olmaktan çıktı.
1961 yılının son gününde ilk kitlesel işçi mitingi yapılır. Orada bir pankart göze çarpar
“HERKESİN SAHANINDA ET KAYNAR İŞÇİNİN SAHANINDA DERT KAYNAR!”
65 yıl geçmiş olsa da değişiklik yok!
O dönemde Örgütsüz, hakkını aramaktan yoksun bırakılmış işçilerin haricinde, köylülerinde kendine yeter haliyle kendi ürettikleri ‘kırmızı, beyaz et’ ile ihtiyaç gideriyordu.
Yoksulluk, tarım politikalarının yetersizliği, proleterleşmeyi getirince, şehirlerde yetersiz işçi ücretleri açlığı da, pahalılığı da beraberinde getirdi.
1958 yılında, İstanbul’da kasaplarda 1 kilo etten fazla verilmemesi boşuna değildi. Finans-Kapital vurgunu Tefeci-Bezirgân Sermayenin derebeyliği ile katmerleşince, köyden şehire daha doğrusu “Gecekondu”ya göç etmek hasıl oldu.
Tefeci-Bezirgân üretmez, üretimin nasıl olduğunu da bilmez. Ne kadar az üretim, o kadar da talep olursa fiyatlar pahalılanır, o biçimde kâr edilir. Sadece ona bakar. Çoluk çocuk beslenememiş. Kimin umurunda.
Hele hele şimdi olduğu gibi
“Arz /Talep =Fiyat” Denklemi, kayıtsız şartsız, sorgusuz, sualsiz TEKELİNDE olursa…
Değil Kırmızı et, hormonlu tavuk bile rüyamızda görürüz.
GELDİK BUGÜNE
TV’de haberde
“Van’da, Et Süt Kurumu önünde, saatler öncesinden 1 kg ucuz kıyma kuyruğu…”
Üstelik kişi başına kırmızı et tüketimi olarak en düşük ülkeler arasında adımız geçmekte.
VAN şehrimiz hayvancılıkta, eskiden olduğu gibi neden adeta büyükbaş, küçükbaş hayvancılığın merkezi olmaktan çıkmış, Şubat ayının soğuğunda, azap kuyruğunda, sadece 1 kilo ucuz kıymayı bekler hale neden gelmiş?
ET VE BALIK KURUMU = ET VE SÜT KURUMU
Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, balık biter mi? Bitirdiler!
Adını değiştirip “Et ve Süt Kurumu” yaptılar. İyi yaptılar da, adı var sanı yok?
Ne olduğu pek bilinmez ithal eti ucuza alıp, beş altı katından fazla satmayı, üreticiyi perişan edip, ‘meraları otlaklıktan’ çıkararak, pahalı yeme muhtaç ederek! Hayvancılığı bitirdiler.
Dolayısıyla hayvancılık bitince süt ve süt ürünleri de pahalılaştı. Süt ürünleri neredeyse et fiyatları kadar, dünyanın hiçbir yerinde olmayacak kadar eşit oldu.
Kollarında milyonluk saatleri, ceplerinde en az 450 bin liralık maaşları olan vekiller Meclis lokantasında dana kavurmayı 65 TL’den yerken, okul kantininde simit-ayran 50 TL olan öğrenci çocuklarımız teneffüste simide muhtaç, ama vekil Meclis’te tıkır tıkır etini yiyorken Mübarek Ramazan ayında, Açlık, yoksulluk sınırı altında yaşayan bizlerin, refahını, dengeli beslenmemizi bekleyebilirmiyiz?
AÇLIK SINIRI VE YAŞAM MALİYETİ ARTTI
Büro Emekçileri Sendikası Araştırma Merkezi (BES-AR), Şubat 2026 dönemine ilişkin Açlık ve Yoksulluk Sınırı araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre:
*) Dört kişilik bir memur ailesinin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için Şubat 2026 itibarıyla yapması gereken aylık harcama tutarı 43 bin 415 TL .
*) Bekâr bir çalışanın aylık yaşam maliyeti ise 68 bin 865 .
*) Yoksulluk sınırı ise 105 bin 273 TL.
*) BES-AR verilerine göre sağlıklı beslenmenin günlük maliyeti 1.447 TL’yi aşmış durumda.
Hangi Asgari Ücretli, hangi emeklinin, sadece 1 günlük sağlıklı beslenmek için “günlük geliri” bu kadardır?
Kamu Emekçileri, üretken Köylülerimiz bu kadar gelire sahipler mi?
EN KÖTÜSÜ DE İŞSİZLİK!
İşsizlerimizi bu tabloya bakarak, kıyaslama yapmaya yüreğimiz dayanamadı!
Hep bilinçlice, halkın yararına, tüm üretmen köylümüzü, Üretim Kooperatifleri ile “Halk Çiftlikleri”nde yerli üretim olmayınca, dengeli beslenmeyi de bir avuç vurguncunun insafına kalacak.
Bizlerin maaşları böylesine Açlık sınırının bile altında kaldığı sürece, üretim, tüketim Kooperatiflerimiz olmadığı sürece et değil dert kaynıyacak.
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
ÜCRETLER PİRE FİYATLAR DEVE!
İŞSİZLİK VE PAHALILIKLA SAVAŞ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ