Home BASIN AÇIKLAMALARI 9 EYLÜL GAZETESİNDE ÇIKAN “ÜST GELİR LİGİNDE AÇLIKLA MÜCADELE” HABERİNDE DERNEĞİMİZİN DE GÖRÜŞÜNE YER VERDİLER.

9 EYLÜL GAZETESİNDE ÇIKAN “ÜST GELİR LİGİNDE AÇLIKLA MÜCADELE” HABERİNDE DERNEĞİMİZİN DE GÖRÜŞÜNE YER VERDİLER.

by @ipsd
0 comment
YARDIMLARLA ÖVÜNÜLMEZ
Açıklanan verileri değerlendiren İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Dernegi Başkanı Nesibe Gencer, rakamların ülkenin geldiği noktayı ortaya koyduğunu ifade etti. Ülkede yardıma muhtaç aile sayısının azlığının, ekonomik durumun iyi olduğunu gösterdiğini ifade eden Gencer “Bırakalım yardıma muhtaç aileleri,milyonlarca emekli açlık sınırının altinda olan asgari ücretin bile altında bir maaşla gecinmeye çalışıyor. Temel ihtiyaçlarını karşılamak bir yana zar zor karnını doyurabiliyor. Düzenli geliri olanlar bile yardıma muhtaç duruma getirildi. Bu neredeyse çalışan nüfusun yarısına denk geliyor” dedi .
Birincisi bu övünülecek bir durum değil. Aksine iktidarın 24 yılda ülkeyi getirdiği durumun en çarpıcı özetidir. Bu rakamlar yoksulluğun durumunu gözler önüne seriyor. Oysa bir ülkede yardıma muhtaç aile sayısı ne kadar az olursa orada ekonomik durum iyidir denilebilir. Bırakalım yardıma muhtaç aileleri, milyonlarca emekli açlık sınırının altında olan asgari ücretin bile altında bir maaşla geçinmeye çalışıyor.
İkincisi milyonlarca çalışan ise asgari ücret ile geçinmeye çalışıyor. Dolayısıyla aldıkları ücret temel ihtiyaçlarını karşılamak bir yana zar zor karnını doyurabiliyor. Yani beslenemiyor ancak karnını doyurabiliyor. Yani düzenli geliri olanlar bile yardıma muhtaç duruma getirilmiştir. Bu neredeyse çalışan nüfusun yarısına denk geliyor.
Üçüncüsü bu durumdan en çok da gelişme ve okul çağındaki çocuklar etkileniyor. Düzenli ve sağlıklı beslenemedikleri için fiziksel açıdan gelişimleri yeterli değil. Ayrıca bu akademik anlamda da başarısız olmalarına sebep oluyor. Diğer yandan sağlıklı beslenemedikleri için de bağışıklık sistemleri zayıflıyor ve çok çabuk hastalanıyorlar. aileleri en çok zorlayan kalemlerin başında barınma (kira, elektrik, su, ısınma giderleri), beslenme, eğitim ve sağlık giderleri geliyor. Birçok aile sinemaya, tiyatroya ya da eğlence merkezlerine gidemiyor. Temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor ki kültür ve sanat faaliyetlerine zaman ayırsın.
Neredeyse Karşıyaka Vapurunda ‘gevrek–çay’ bile Kordonboyu’nda yemekten daha lüks hale geldi. Sobanın üzerinde kestane pişirmek, mevsiminde bile kiraz, ayva tatmak bile yok.
Ülkemizde 26 milyon 599 bin 256 hane olduğunu TÜİK söylüyor. 4–5 milyon hane bu yardımı alıyorsa hesaba göre 20 haneden neredeyse 5’i bu yardımı almış oluyor. Bu yardımlar, yoksulluğun had safhada olduğunun göstergesidir. Bu yardımlar seçim yatırımı haline geldi. Asıl yapılması gereken yoksulluğu kalıcı olmaktan çıkararak halkın refah seviyesini yükseltmektir. Fakir fukaraya yardım etmekle övünülmez, tam tersine fakirliği bitirmekle övünülür.”
“Tek gerçek: Açlığa dayanmak”
Gencer, ekonomik krizin özellikle emekliler, asgari ücretliler ve çocuklar üzerindeki etkisinin daha da ağırlaştığını belirterek, gelir dağılımındaki bozulma ve işsizlik sorununa dikkat çekti.
“Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için Şubat 2026 itibarıyla aylık harcama tutarı 43 bin 415 TL, yoksulluk sınırı ise 105 bin 273 TL’dir. Sağlıklı beslenmenin günlük maliyeti 1.447 TL’yi aşmışsa; 17 milyon emekli, asgari ücretliler, kısacası yüzde altmışımız beslenemiyoruz, açız.
‘İşsizlik tüm kötülüklerin anasıdır’ hadisini ezbere bildiğimiz halde işsizliği önlemeyen hükümetin programında hiçbir yol açıcı önlem yok. İşsizliği bitirmek gibi bir çalışma olmadığı gibi tam tersine işsizlik cehennemindeki işsizlerin yüzde 83’ü işsizlik ödeneğinden de yararlanamıyor.
Sadece işsiz sayımızla Avrupa’da birinci olmuyoruz, gelir eşitsizliğinde de Avrupa birincisiyiz. Asgari ücretle çalışanlar olarak yine birinciyiz. Türkiye’de asgari ücretle çalışan sayısı yaklaşık 20 AB ülkesindeki asgari ücretli toplamından daha fazla. Avrupa Birliği’ndeki 21 ülke genelinde toplam 12,8 milyon kişi kendi ülkelerinin asgari ücretleri ile çalışırken İngiltere’de bu sayı yaklaşık 1,9 milyon, Fransa’da 3,5 milyon, üçüncü sıradaki Almanya’da 3,2 milyon, Türkiye’de ise 11,2 milyon kişi oldu.
Türkiye’de her 10 kişiden 2’si yoksul. En az 17 milyon 821 yurttaş en temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak gelire sahip. Tek işte çalıştığı halde yoksul olanların oranı ise yüzde 11. İlköğretimde 4 çocuktan biri okula aç gidiyor, aç geliyor. Asgari ücret, kamu çalışanlarının ve emeklilerin maaşı şu anda yüzde beş yüz artsa bile bu uygulanan talan ekonomisi devam ettiği sürece paramız pul olmaya devam edecek, sefalet içinde kalacağız.
O halde pahalılığın ve işsizliği önlemenin tek yolu mücadele ederek üretim seferberliği başlatmaktır. Devletin halktan değil, halkın devletten üstün olduğu bir düzen kurulmalıdır. Bu kısır döngü ancak işsize iş vererek, en son teknolojiyi kullanarak üretim seferberliği ile bitirilebilir. Ne çalışanı takatinin üstünde çalıştırarak ne de bir yumurtayı 99 kişiye taşıttırarak bu sorun çözülebilir.”
(7 Mart 2026 /9 EYLÜL Gazetesi https://dokuzeylul.com/ovunc-degil-utanc-yardimi)
ZAM ZAM ZAM! UCUZLUK NE ZAMAN?
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ

You may also like

Leave a Comment

Tarihçe

ipsd
Gerekçemiz aynı gerekçedir. 1968 yılında kurulan İPSD’nin bugün de gerçekliğini korumaktadır.

Basın Açıklamaları

Son Haberler

@2024 – Tüm hakları saklıdır.