6

Halkımızın Ramazan Bayramını kutluyoruz.
Bayramlar; aynı sofrada buluşmanın, aynı havayı eşitçe paylaşmanın, sevincin adıdır.
Bugün bayramı, Bayram tadında yaşayamayan işçiler, Emekliler, en kötüsü de İşsizler ordusu var. Emeklilere Bayram ikramiyesi ne kaynak yok diye zam yapmayanlar, “Keşkek yatağında Antrikot”a, ballı kaymaklı kendi iftar sofralarına da kaynak buluyorlar.
Asgari ücretliler, Emekliler daha yılın ilk gününden beri Açlık Sınırının altında kalmışken, Bayramı, Bayram tadında yaşayabilir mi?
DOYSAK ÇIPLAĞIZ! GİYİNSEK AÇIZ!
Bayram kıyafetleri, Bayram tatlıları, Bayram şekerleri, Bayram harçlıkları, Bayram eğlencesi, Bayram telaşları artık yok. Bayramın sadece ‘tatil’ olarak görülmesi, çalışırken de “Çifte yevmiye”, “Nostalji, eskimiş gelenek” olarak algılanmasının sebebi, ise tamamen yoksulluğun göstergesidir.
Bayramı, Bayram tadında kutlamak için, cebimizin dolu, gelecekten de kaygılı olmamız gerekiyor.
Artık, Asgari ücretlinin, Emeklilerin alışveriş mekanı kıyafetleri, Bayramlıkları, hatta ev eşyalarını dahi, kimseye görünülmesin diye özellikle, geceleri ikinci el pazarından alıyor.
Hiç olmazsa Bayramın hatırına …
ÇOCUKLAR ŞEKERDE YİYEBİLSİNLER
Devrimci şair Nazım Hikmet, Emperyalizmin Atom silahıyla ölen çocuklar için ne güzel demiş:
Benim sizden kendim için
hiçbir şey istediğim yok.
Şeker bile yiyemez ki
kâat gibi yanan çocuk.
Çalıyorum kapınızı,
teyze, amca, bir imza ver.
Çocuklar öldürülmesin
şeker de yiyebilsinler.
(Nâzım Hikmet 1956)
İlköğretim çağında dört çocuktan biri varolan yoksulluktan ötürü, okula aç gidiyor, aç geliyor ise, Bir dilim, en ucuz baklavanın 40 lira olduğu ülkemizde, GDO’suz Bayram tatlısı, Şekerini, bayramlık olarak dahi çocuklarımıza, torunlarımıza yedirebilmek mümkün değil.
Ama biliyoruz ki bu düzen böyle gitmez.
Halkımız er ya da geç,sofraların eşit kurulduğu, bayramların gerçekten bayram olduğu günler mutlaka gelecek. O zaman ‘Bayram gelmiş, neyimize?’ demiyeceğiz.
‘Bayram geldi, Hoş geldi!’
O günleri birlikte kuracağız. Omuz omuza, yan yana.
İPSD GENEL MERKEZİ