Home BASIN AÇIKLAMALARI 14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun!

14 Mart Tıp Bayramı Kutlu Olsun!

by @ipsd
0 comment
“Azıcık gerçek bilim ve bilinç ışığını seçen gençliğimiz, o dünya çapında en ufak yaratıcı gücü bırakılmamış, poz ve cüppe gösterişli üniversiteyi batakhaneye çeviren korkunç zindan hayvanlığına ve maymunluğuna karşı isyan ediyor.”
Sağlık Sistemi Böyle Sür Gitmez!
Vefakâr ve cefakar sağlık emekçilerinin hekimlerimizin tıp bayramı kutlu olsun. Depremde kaybettiğimiz hekim ve sağlık çalışanlarını, saygıyla anıyoruz.
İLK TIBBİYELİ HİKMET NE YAPMIŞ?
14 Mart modern anlamda Tıp okullarının ülkemizdeki kuruluş tarihidir. İlk Tıp okulu II. Mahmut döneminde, 1827 yılında İstanbul’da Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire adıyla kurulmuştur. 14 Mart 1919 tarihinde, İstanbul’da Tıp Öğrencileri Hikmet Boran önderliğinde, Yedi Düvel Emperyalistlerce ülkemizin işgaline karşı protesto eylemi gerçekleştirmişlerdir.
Bu tarihten sonra da 14 Mart Tıp Bayramı olarak, günümüzde 14 Mart Tıp ve Sağlık alanında ülkemizde yaşananların tartışıldığı bir gün haline gelmiştir.
Günümüzde sağlıkta reform adı altında daha çok sağlık alanını bir özelleştirme alanı haline getirmişlerdir. Sağlık hizmetleri “ticari mal”, hastalar da “müşteri” olarak görülmekte, sağlık hizmetleri de, bir kamu hizmeti olmaktan çıkarılıp yarı özel hale getirilmiştir. Aile Sağlığı Merkezleri için bir standart oluşturulmadan binası olmayan binlerce Aile Sağlığı Merkezi açılmıştır. Sanal ASM denen bu binaların tüm masrafları doktorların üzerine yıkılmıştır. Kuralsız, eşit olmayan bu durum, büyük bir adaletsizliktir. Performans – şiddet – güvencesizlik sarmalında sıkışan Tıp çalışanları mesleklerini zorlukla sürdürmektedir.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi Yap-işlet devret modeliyle yapılan Şehir Hastaneleri eliyle yerli-yabancı Parababalarına milyarlarca dolar aktarılmıştır. Hasta garantisi verilen bu modelde, uzun yıllar parababalarına kaynak aktarımı sürecektir.
Sağlık Emekçileri adına, yedi gün 24 saat, gece gündüz sürekli hizmet veren sağlık emekçilerinin Tıp Bayramı’nı kutluyoruz.
Derneğimizin kurucu Başkanı HİKMET KIVILCIMLI “14 Mart Geleneksel Tıp Dergisi”nde, doğal olarak, Doktor HİKMET KIVILCIMLI. nın yazısından paylaşıyoruz.
Hikmet Kıvılcımlı – HAYVANLIĞA İSYAN
Ne zaman kimi tıp meslektaşlarımı görsem, hep ve hemen Aristotales’in İnsan’ı tanımlayışı gözünönüne gelir.
İnsan nedir?
Aristotalis’e göre: İnsan: “ZOON POLİTİKON” (Politik Hayvan) dır.
Doğrusu da, insan, İbn’i Haldun’dan beri “Maymundan gelmiş” bir yaratıktır. Modern Bilimin en son “buluş”u da o oldu.
Darwin’den beri “İnsanın Maymundan gelmiş bulunuşu” iki kez iki dört eder kertesinde bir bilimcil doğrudur. İnsan, ancak Amerikan Emperyalizminin yobaz papazkafasını taşımalıdır ki, insanın maymundan geldiği hakikatini yüksek öğretimde yasak etmeyi düşünebilsin.
Gerçeklik o ise, insan “maymundan gelmiş” ise, bizim onu inkar etmemiz neye yarar?
Ancak “Maymundan gelmiş” demek, insanın: “Maymundan kalmamış”, “Maymunluktan çıkmış” bulunduğunu söylemektir.
“Maymun” nedir?
Bütün benzeri ve benzemezi canlılar zinciri içinde, sondan(insandan) bir önceki halka olan bir hayvandır.
İnsanın “Maymundan çıkmış”olması, hayvanlıktan kurtulmuş bulunmasını gerektirir.
İnsanın hayvanlıktan çıkmış bulunuşunu Aristotales: “POLİTİK HAYVAN” oluşu ile niteler. Bu nitelikten “POLİTİK” sözcüğünü kaldır. Geriye ne kalır? Sırf ve yalnızca: “HAYVAN!” yahut “MAYMUN!”.
2400 yıl önceki Grek uygarlığı o bilimcil anlayışa ulaşmış. İnsandan “POLİTİK” (siyasi) oluşu kaldırıldı mı, elimizde “Hayvan”dan, yahut pek çok benzediğimiz “Maymun”dan başka hiç mi hiçbir şey kalmaz.
Türkiye’ de öyle kuşaklar geçti ki, onların içinde her meslekten nice sayılı kişiler, büyük bir rahatlıkla, yahut titizlikle, ikide bir şöyle konuşurlar:
“Politika mı? Aman, Allah göstermesin! En tiksindiğim şey politikadır. Ben işime bakarım. Benim işim: Hekimliktir, yahut Avukatlıktır, yahut Öğretmenliktir, Askerliktir, Memurluktur, Bilginliktir, Hakimliktir. ve ilh., ve ilh.. Politikayı yanıma uğratmam!”
Böyle övünen çoğu “Aydın” kişiler, farkına varmaksızın, Politika dışında kalmakla “İnsanlıktan” çıktıklarını, söz gelimi “Hayvan”laştıklarını, yeniden “Maymun”laştıklarını açıklamış olurlar. Artık önümüzde, örneğin “Hekim” yok, bir “Tıp hayvan”, yahut “Tıp maymunu” vardır. “Avukat” yok, bir “Hukuk hayvanı”, yahut “Hukuk maymunu” vardır. “Asker” yok, bir “Ordu hayvanı”, yahut “Ordu maymunu” vardır. “Memur” yok, bir “Devlet hayvanı”, yahut “Devlet maymunu” vardır. “Öğretmen” yok, bir “Öğretim hayvanı”, yahut “Öğretim maymunu” vardır. “Hakim” yok, bir “Adalet hayvanı”, yahut “Adalet maymunu” vardır. “Bilgin” yok, bir “Bilim hayvanı”, yahut “Bilim maymunu” vardır… Sayın, sayabildiğiniz kadar. Bunları biz demiyoruz, “Politikayla uğraşmadığını” bir bayağı övünç gösterisi yapan sözüm ona “Aydın” kişi belirtmiş oluyor. Belirtişin üstü kapalı, yaldız, mahmuzla süslü oluşu içindeki öz anlamdan ne değiştirir?
İşte Gençliğimize kerli ferli adamlar, gerine gerine:“ —Siyasetle uğraşmamak. Kendi işine, derslerine bakmak!” öğüdünü verirlerken onu söylemiş gibidirler:
“Gençler! Siz Okul Hayvanı, Okul Maymunu olmalısınız. Unutmayın ki siz genç hayvandan,genç maymundan başka bir şey değilsiniz.”
Özellikle 80 bin Yüksek Öğrenim gençliğine bu öneriyi tapşırmak dile kolay. Hele ömrünün 30 yılını “Yüksek” öğrenime harcadıktan sonra: “Ya 600 lira maaşına ‘Siyasetle uğraşman yasak’. Kapıkulluğunun en “Alt” katında dört büklüm olursun; ya, “talihin varsa”, Batı “üst insan”larının yanaşmalığında “Aşağı ırk” görevi için yurdundan gönüllü sürülüp gidersin… Yahut ana toprağında siyasete kalkışırsan aylıklı işsiz ‘Komando’ hoşhoşlarına yedirilirsin” ölümlerinden bir ölüm beğendirilebilmek olur şey değildir.
Hele Tıp Gençliği, -o bir zamanın en önde dövüşen en bilimcil Devrim bayrağı- basit bir ameliyat giyotini kadar ruhsuz kişicil teknik yedek parça durumunda asosyalleştirilmek isteniyor. Finans-Kapital çıkarına sigorta maymunluğundan, Tefeci-Bezirgan Hacıağa vurgununa hayvanca sahte rapor kalpazanlığından ötede, politika paryalığına bile elverişli sayılmıyor… Sen Laboratuvar kobaylığına bak… Sen Klinik otomatlığınla babahindileş… Sen Kliyantel fareliğiyle çöplen… Memleket veya: “Dünya var imiş, ya ki yoğolmuş, ne umurun… İç bade, sev güzel var ise akl’ü şuurun!”. Politika, pis Parababalarının tekelinde kalacak bir dalaveredir.
Azıcık gerçek bilim ve bilinç ışığını seçen Gençliğimiz, o Dünya çapında en ufak yaratıcı gücü bırakılmamış, poz ve cüppe gösterişli Üniversiteyi Batakhaneye çeviren korkunç zindan hayvanlığına ve maymunluğuna karşı isyan ediyor.
İNSANLIĞIN KURTULUŞINDA VAR OLAN SAĞLIKÇILARA.
İYİ Kİ VARSINIZ!

You may also like

Leave a Comment

Tarihçe

ipsd
Gerekçemiz aynı gerekçedir. 1968 yılında kurulan İPSD’nin bugün de gerçekliğini korumaktadır.

Basın Açıklamaları

Son Haberler

@2024 – Tüm hakları saklıdır.