15

EMEKLİLERİN DÜNYASINDA DA TEK GERÇEK: AÇLIĞA DAYANIKLI OLMAK!
Gerçek enflasyon istatistikte değil, Mutfakta, Markette, Pazarda, Kirada, Yaşamda…
Doymak, beslenmek değildir. Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için Şubat 2026 itibarıyla aylık harcama tutarı 43 bin 415 TL. Yoksulluk sınırının ise 105 bin 273 TL olduğu ülkemizde, sağlıklı beslenmenin günlük maliyeti 1.447 TL’yi aşmış.
17 milyon emekli, asgari ücretli, kısacası yüzde altmışımız beslenemiyoruz, açız.
Asıl olan, Enflasyona göre rakamlar iki katı. Asgari ücretliler, emekliler daha yılın ilk gününden itibaren Açlık Sınırının altında bırakılmaları yetmediği gibi durdurulmayan Enflasyon hırsızlığı alım gücümüzü eritiyor.
TÜİK’in Şubat ayı enflasyonunun açıklanmasıyla birlikte yılın ilk iki ayında enflasyon toplam yüzde 7,95 oldu. Bu da asgari ücrette, emeklilerde, kamu emekçilerinde ciddi bir kayıp olduğu anlamına geliyor. 2026 yılının başında yüzde 27 zam alarak 28 bin 75 lira olan asgari ücretin yüzde 7,95’i eridi. Bu da 2 bin 230 liranın buhar olması anlamına geliyor. Yani 2026 asgari ücreti mart ayında 25 bin 845 liraya geriledi.
EMEKLİDE DURUM DAHA VAHİM
Emekli maaşı iki ayda mum gibi eridi. En düşük emekli maaşının 20 bin TL olduğu ülkemizde enflasyon nedeniyle emeklinin kaybı maaşların düşük olması sebebiyle, 1.590 lira kayıp ile 18.410 olmuştur.
Erime, memur maaşında rakamsal olarak daha fazla oldu. 64 bin 397 lira olan memur maaşı, ilk iki aylık enflasyonun ardından 5 bin 110 lira eriyerek 59 bin 287 liraya geriledi.
Pastadan en az alan emeklilerde ise durum daha vahim. Zaten açlık sınırının altında olan, maaşları sadece ev kirası kadar olan emekli maaşlarının, yanına yüksek enflasyon da eklenince, emekliler için ay sonunu getirmek mucize oldu.
EN KÖTÜSÜ DE İŞSİZLİK!
İşsizlerimizi bu tabloya bakarak, kıyaslama yapmaya sefaletin resmini yapmaya dayanamadık.
TÜİK verilerine göre Türkiye’de kuşaklararası yoksulluk oranı %24’e ulaşmış, yoksulluk nesilden nesile aktarılır hale gelmiştir. Yaklaşık 24,5 milyon annenin 5 milyonu açlık, 14,5 milyonu ise yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Gelir dağılımı son derece adaletsizdir. Nüfusun %1’i toplam servetin %40’ını, %10’u ise %70’ini elinde bulundurmaktadır. Toplum büyük ölçüde yoksulluk ya da yoksulluk sınırına yakın koşullarda yaşamaktadır. Uygulanan politikalar işçileri, emeklileri, kadınları ve çocukları işsizlik ve yüksek yaşam maliyetleriyle baş başa bırakırken, 24 yıllık AKP iktidarı döneminde halk yoksullaşmış, bir avuç mutlu azınlığın refahını artırmıştır.
Hangi asgari ücretli, hangi emeklinin, sadece 1 günlük sağlıklı beslenmek için “günlük geliri” bu kadar?
Kamu emekçileri, üretken köylülerimiz, hele hele işsizlerimiz. Bu kadar gelire sahipler mi?
Dolaylı, dolaysız ek vergilere gerek duymadan, halkımızı açlık sınırının altında değil insanca yaşatmak mümkün müdür?
Soygun düzenine karşı örgütlü mücadele ile mümkündür.
YOKSULLUK KADER DEĞİLDİR!
Her zaman söylüyoruz:
“Yokluk, yoksulluk, işsizlik, pahalılık, kıtlık, her türlü doymak bilmeyen Finans-Kapital, Tefeci-Bezirgân sermayenin soygunu halkımızın, Örgütsüz olmasıyla,bitmez tükenmez yalanlarıyla, örgütsüz bırakılmış, kendi öz halkını kolayca kandırmasıyla oluyor.”
Buna karşılık ne yapılabilir?
İşsizlik ve Pahalılıktan kurtulmanın tek yolu, Parababalarının Sömürü ve Soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmekten geçiyor.
ÖRGÜTSÜZ HALK KÖLE HALKTIR ! ÖRGÜTLÜ HALK YENİLMEZ! Bizim şiarımızdır.
Köle olarak kalmak istemiyorsak örgütlenmemiz gerekiyor. Yaşamın her alanında örgütlü mücadele yürütmeliyiz.
ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
TAKSİTLE YAŞAYIP BORÇLA ÖLMEK İSTEMİYORUZ!
ASGARİ ÜCRET ÇALIŞANLARIN “ORTAK ÜCRETİ” DEĞİLDİR!
ASGARİ ÜCRET SEFALET ÜCRETİ OLMASIN!
EMEKLİ YÜK DEĞİLDİR!
ASGARİ ÜCRETLİ, EMEKLİ SEFALET ÜCRETİ DEĞİL İNSANCA YAŞAMAK İSTİYOR!
İŞSİZLİK VE PAHALILIKLA SAVAŞ DERNEĞİ