5

Ekonomi paranın değil, para ekonominin aynasıdır”
Bu bilince çıkaracağımız, ekonomi de ilk derstir.
Türkçesi “Kenarına bak bezini al, Anasına bak kızını al”…
Yani Paran güçlü olacak ki, Ekonomin de güçlü olacak! Üretmeyenin parası dolayısıyla ekonomisi sağlam olabilir mi?
Ancak, Mirasyedi olur!
1 LİRA ARTIK, 4.3 LİRA
Darphane’nin açıkladığı verilere göre, 1 TL’lik madeni paranın üretim maliyeti 4,3 TL’yi aşmış durumda. Yani, piyasada kullanılan her bir liranın basımı, değerinden katbekat daha pahalıya mal oluyor.
Osmanlı’da Yeniçerilerin kazan kaldırması “Züyuf Akça” yüzünden olurdu. Çünkü verilen para, değerli madenlerden yapılıyordu. Paranın içerisine, ucuz madenler katılınca ‘paranın değeri’ düşüyor, sonuçta “enflasyon” oluyordu.
Süngü gücüyle, Kağıt Parçası Banknot”u kullandırtmak daha icat edilmemişti.
Şimdi ise? Bizde tam tersine, basılan madeni paranın maliyeti ‘enerji, işçilik’ haricinde, 4,3 Liraya mal olmakta.
O zaman paramız, içerisindeki madenlerin kıymetine bakarak, para değerli mi oluyor?
Tam tersine alım gücü sıfırlanmış, maliyetini bile karşılattırmasını beceremez iktidarın uyguladıkları ekonomi politikalarının sonucu oluyor.
Enflasyon sayesinde 50 kuruşun içerisindeki madenler, değerini geçince, 1979/80’li yıllarda uyanık “çatal, kaşık üreticileri” krom, nikeli “fazla olan madeni 50 kuruşları, 75 kuruşa toplayıp, eritip ‘çatal bıçak kaşık’ imal etmeleri o dönemde olay olmuştu.
Ekonominin temeli üretimdir. Madeni paraların içindeki madenleri, işletmeyi yapmazsan, pahalıya alırsın, 1 lirayı dahi, en ucuzundan, gramını azaltarak 4 neredeyse 5 kat pahalıya mal etmiş oluyorsun.
Bunu en güzel özetleyen, Derneğimizin Kurucu Başkanı Hikmet Kıvılcımlı’nın anlatımıyla devam edelim :
“ZÜYUF AKÇA = ENFLASYON
Osmanlı da “Kazan kaldırma” dedikleri “Züyuf Akça” yani hazine tamtakır olunca! Aylıklı askerlerin (Yeniçeri) maaşlarını verirken, kıymetli madenlerden yaptığı “para”ya değeri düşük maden ile ödeyince İlkin Protesto için, yemek kazanlarını devirmeleri ile başlayan kimi zaman da bayağı kanlı biten, Sadrazamları deviren isyanlarıydı…
Aslına bakılırsa Enflasyon karşısında eriyen ücretleri karşısında tipik bir “Grev”di.
O zamanlar, şimdiki gibi Davullu, zurnalı grev önlükleri giyerek, üretimden gelen gücünü kullanarak, işbaşı yapmayarak! Halaya duramazlardı.
“Devlet, dayandığı toplum topraklarını bezirgan sermayeye emanet ediyor. Böylece normal gelirinden oluyor. Devlet geliri azaldıkça, ödenecek masraflarını kapatmak üzere, bütün dünya saltanatlarının baş vurdukları kalpazanlığa baş vuruyor: Züyuf akçe çıkarıyor. Para züyuflaştıkça, ulufesini kalp parayla alan Osmanlı gündelikçilerinin alım kabiliyetleri düşüp, yoksullukları artıyor. Modern toplumda işçi, gündelikler düştükçe grev yapabilirse yapıyor. Yeniçeriler de kazan kaldırıyorlar. Paranın kıymetli madenini çalan mı, yoksa parası çalındığı için ayaklanan mı “harekatı bagiyane” (eşkıyalık hareketleri) yapmış sayılmalı.
Üstelik, yeniçeri, modern işçi gibi silahsızlandırılmış bir başı bozuk değildir. Bilakis başlıca daimi silahlı kuvvettir. Onun için, adeta bir nevi kadim sınıf kavgalarını yapar gibi, zamane büyükleriyle ücret savaşına girdikleri vakit, kuzu kuzu boyunlarını, teslim etmiyorlar. Bir anda payitahta hâkim oluveriyor ve sarayı dize getiriyorlar. Kim onların “şiddetle tediplerine” gidemediği için ayıplanabilir? Ordu ayrı, ücretli ayrı değil ki, birini ötekine karşı çıkarsın: Çerinin bizzat kendisi ecir (ücretli)! “
(Osmanlı Tarihi 3’üncü Cilt/ Hikmet Kıvılcımlı – Derleniş Yayınları)
1 LİRA BİLE NEREDEYSE 5 MİSLİNE MAL OLUYOR
Daha önceki yazılarımızda Enflasyon’un ne demek olduğunu “karşılıksız para” basmak olarak izah etmiştik. Sebebi de “Pahalı-Lüks-İsrafçı” Devlet masraflarının aşırı artışlarından olduğunu açıklamıştık.
En çok karıştırılan konu PARA’nın DEĞERİ yani Kıymeti ile FİYATI yani PAHASI arasındaki farktır. Bir malın değeri onun içinde yoğunlaşmış EMEK miktarı kadardır. Kağıt paranın değeri de, kağıdın basımı, mürekkebi vs. için harcanan emek miktarına eşittir.
Bu hesapça örneğin, 2022’de…
“1 kuruşun metal maliyeti 1 TL’ye. 5 kuruşun maliyeti 1 lira 14 kuruşa, 10 kuruşun 1 lira 24 kuruşa, 25 kuruşun maliyesi ise 1 lira 57 kuruşa, 50 kuruşun maliyeti değerinin 5 katından daha fazla olan 2 lira 68 kuruşa, 1 TL’nin değeri ise 3 lira 23 kuruşa, Tedavüldeki en küçük kâğıt para olan 5 TL’nin kâğıdının maliyeti 6 lira 78 kuruşa, 10 TL’nin değeri 7 lira 91 kuruşa, tedavüldeki en büyük kağıt para birimi olan 200 TL’nin değeri ise 13 lira 56 kuruşa kadar çıktığını biliyoruz.”
[2022 yılından itibaren Kağıt Banknotların maliyeti ne kadardır? Bilgisi yoktur. En son tarihli bilgileri vermek zorunda kaldık.]
Kağıt paranın değeri de, kağıdın basımı, mürekkebi vs. için harcanan emek miktarına eşittir. Bu hesapça Örneğin madeni 1 Liranın basmanın maliyeti 4,3 lirayı geçtiğini hayretle öğrendik.
Kağıt Banknotun 200 ₺ için değeri, 2022’de 13,56 ₺ da oluyorsa da! Kağıt Paranın değeri pratik olarak sıfır kabul edilir.
Kağıt para bankada yatan altına sembol olduğuna göre, altının değerinin, paranın değerine karşılık olması gerekir. Tedavüldeki tüm banknotların değeri, onların karşılığı olarak Merkez Bankası’nda bulunan Altın ve (Altına çevrilebilir [Konvertibl] döviz, yabancı para) miktarına eşittir. Bu durumda Türk Lirası’nın DEĞERİ ne kadardır? Merkez Bankası’ndaki “altın ve döviz mevcudu” kadardır. Tedavüldeki banknot miktarı kadar mı? Hayır!
Bankamatiklerdeki gıcır gıcır yeni basılmış paralara bakınca! Gerçek tüm çıplaklığıyla göze batıyor.
Enflasyon:”Hayatın Pahalılaşmasıdır.”
Sebebi nedir? Karşılıksız para basmaktır.
Karşılıksız para neden basılır? Pahalı, lüks Devletin masraflarına yetişemeyince, yani Gelir, Gideri karşılayamıyınca kâğıt paralar gıcır gıcır piyasaya sürülen olur.
Enflasyon yangınının sorumluları parababalarının kâr hırsı güttüğü, insani hiçbir değer taşımayan sermaye düzenidir. Yaşadığımız tüm bu sorunlardan ancak ve ancak bu sermaye düzeninin son bulmasıyla kurtulabiliriz.
İşte bu İşsizlik ve Pahalılık Cehenneminden kurtulmanın ve insanca yaşamanın tek yolu bu sömürü ve soygun düzenine karşı örgütlü mücadele etmektir. Bu düzen son bulmadıkça doğada yaşayan tüm canlılar her geçen gün artarak zarar görecektir. Bu sorunlar yok edilmedikçe mutlu olamayız. Derneğimiz bunun için mücadele ediyor. Unutmayalım ki “Örgütsüz Halk Köle Halktır. Örgütlü Halk Yenilmez!”
ZAM ZAM ZAM UCUZLUK NE ZAMAN!
İŞSİZLİĞE PAHALILIĞA ZAMMA ZULME SON!
İPSD GENEL MERKEZİ