2
Türkiye İşçi Sınıfı tarihinde önemli dönüm noktalarından biri 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişidir. 15-16 Haziran 1970 Büyük işçi direnişi gerçekleşmeden önce Kurucu Genel başkanımız Hikmet Kıvılcımlı, YİS Genel Başkanı İsmet Demir ve öğrencileri şu anda hayatta olan Nurullah Ankut (HKP Genel Başkanlığını sürdürmektedir) başta işçi sınıfımız gelmek üzere ilkesinden hareketle işçi sınıfı içinde yoğun çalışmalar yürütmüşlerdir. Örneğin, o dönemde Kağıthane Belediye İşçilerinin Grevini yönetmişlerdir. İPSD’nin ve DİSK’in de içinde bulunduğu 33 halk örgütünden oluşan bir örgütlülük oluşturulmuştur. Bu kuruluşlar Genel bir Direniş Komitesi oluşturmuşlar ve Direniş komitesi olarak o dönemde binlerce bildiri dağıtmış ve mitingler düzenlemişlerdir.
İşçi sınıfının örgütlenmesine, bilinçlenmesine ve özgürce sendikalaşma hakkını elinden almak isteyen Parababaları 274-275 sayılı sendikalar yasasını değiştirmeye yeltendiler. Bunun üzerine DİSK’in ortadan kaldırılması planlanmıştır. Ancak Türkiye işçi sınıfı tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olan 15-16 Haziran İşçi Direnişi gerçekleşir. Gösterilere pek çok fabrikadan 100 Bin dolayında işçi katılmıştır. DİSK’e bağlı işçilerin öncülük ettiği eylemleri hazmedemeyen Parababaları direniş alanlarına müdahale etmiş ve Yaşar Yıldırım, Mustafa Bayram ve Mehmet Gıdak adlı işçileri katletmiştir.
İşçi sınıfının bu örgütlü gücü karşısında Parababaları sıkıyönetim ilan etmek zorunda kalmıştır. 60 günlük sıkıyönetim ilan edilince DİSK ve bağlı sendikaların yöneticileri, işçi önderleri, yüzlerce insan gözaltına alınmış işkencelerden geçirilmiş, sıkıyönetim mahkemelerince tutuklanıp yargılanmışlardır.
O dönemde Sosyalist gazetesinin “Birleşim, Direnelim” “Genel Direniş Neden ve Nasıl yapılmalıdır?” gibi seri yazılara işkenceciler çok içerlemişler! Her falaka da :– Genel Direniş dediniz, Grev, Boykot, Yürüyüş, işsizlik, pahalılık dediniz !ortalığı alevlendirdiniz. …hep sizin yüzünüzden. Deyip, dozu daha da arttırarak, devam ederlermiş.
İşsizliğin ve pahalılığın her geçen gün arttığı günümüzde başta ABD-AB Emperyalistleri olmak üzere yerli işbirlikçileri halkımızı sömürmektedir. Başta işçi sınıfımız gelmek üzere yoksul emekçi halkımız bu düzende ezilmektedir. Bu durumda işçi sınıfının içinde bulunduğu durum önem kazanmaktadır. İşçi sınıfımız asgari ücret adı altında sefalet ücretine mahkum edilmekte kamu emekçilerimiz de yüzdelik zamlar adı altında sömürüyü yaşamaktadır. İşsizliğin kol gezdiği ve pahalılığın arttığı böyle bir durumda sendikalara önemli görevler düşmektedir. Fakat ülkemizde maalesef tabela sendikacılığı yapan pek çok sendika var. Yani yıllardır hiçbir eylem direniş yapmayan sendikalar var. Sendikalarda yaprak kıpırdamıyor. İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneğimizin ilk kurucu genel başkanı Hikmet Kıvılcımlı bundan yaklaşık 56 yıl önce bu durumu görmüş sendikalar faciası olarak nitelendirmiştir. Sendikalar faciası sonucu taşeron işçi çalıştırma, kölelik yasaları ya da yeni istihdam büroları açma, kıdem tazminatı gasp edilmekte işçi sınıfımız sömürü çarkının içinde inim inim inlemektedir. Esnek üretim tam zamanlı çalışmanın yerini part time çalışma almakta, kadın işçilerimiz iş yaşamından uzaklaştırılmakta yada dışında tutulmak istenmektedir.”
Bugün de başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere emekçi halkımız Parababalarının ve onların siyasi temsilcilerinin ekonomik ve siyasi zulmü altındadır. Bu ekonomik ve siyasi zulme karşı örgütlenip yeni 15-16 Haziranlar yaratmalıyız.”
İŞSİZLİK ve PAHALILIKLA SAVAŞ DERNEĞİ GENEL MERKEZİ