1
Oldukça önemli bir konuyu gündeme getiren “İLKSES” Gazetesinde çıkan haberde İPSD’nin de görüşüne yer verdiler.
(https://ilkses.com.tr/izmir/cocuk-emegi-artiyor-gelecek-zayifliyor-450221)

ÇOCUK EMEĞİ ARTIYOR GELECEK ZAYIFLIYOR
Artan yoksulluk ve derinleşen ekonomik krizle birlikte çocuk işçiliğinin hızla yükseldiğini belirten uzmanlar, bunun hem eğitim sistemini hem de Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik kapasitesini tehdit ettiğini vurguladı.
TOPLLUMSAL BIR YIKIM
İşçi Sağlığı ve İs Güvenliği Meclisi’nin 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü kapsamında yayınladığı rapor Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı vahim tabloyu ortaya koydu. Rapora göre son 13 yılda en az 862 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Uzmanlar özellikle son yıllarda derinleşen yoksulluk, hayat pahalılığı ve gelir adaletsizliğinin çocukları eğitimden koparıp çocukları eğitimden koparıp iş gücüne ittiğini belirtiyor. İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği Genel Başkanı Nesibe Gençer, çocuk işçiliğinin sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir yıkım olduğuna dikkat çekerek “Çocukların yeri işyerleri değil okullarıdır. Çocukların geleceği üretim bantlarında, tarlalarda ya da ağır çalışma koşullarında değil ;eğitimde ve sosyal yaşamda şekillenmelidir” dedi. Gençer, ücretsiz okul yemeği ve güçlü sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.”
ÇOCUKLARIN EMEĞİ UCUZ EKONOMİK BEDELİ ÇOK AĞIR
İSİG Meclisi, Türkiye’de son 13 yılda en az 862 çocuğun iş cinayetlerinde hayatını kaybettiğini açıkladı. Uzmanlar, artan yoksulluk ve hayat pahalılığının çocuk işçiliğini artırdığını, bunun Türkiye’nin ekonomik geleceği için risk oluşturduğunu vurguladı
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi, 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı raporda, Türkiye’de son 13 yılda en az 862 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini açıkladı. Çocuk işçi ölümlerinin son yıllarda arttığına dikkat çekilen raporda, 2024 yılında 71, 2025 yılında ise 94 çocuğun hayatını kaybettiği belirtildi. Rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği (İPSD) Genel Başkanı Nesibe Gençer, çocukların eğitimden, oyundan ve güvenli yaşam koşullarından uzaklaştırılarak çalışma hayatına itilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Çocuk işçiliğinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal bir sorun olduğuna dikkat çeken Gençer, artan yoksulluğun çocukları erken yaşta çalışma hayatına sürüklediğini belirtti. Son yıllarda çocuk işçi sayısında dikkat çekici bir yükseliş yaşandığına dikkat çeken Ekonomist Dr. Ayhan Bülent Toptaş, eğitimden kopan çocukların uzun vadede Türkiye’nin insan kaynağı kalitesini, verimliliğini ve üretim kapasitesini olumsuz etkileyeceğini belirtti. Çocukların ekonomik sömürüden korunmasının devletlerin temel sorumluluğu olduğunu vurgulayan Toptaş, çocuk işçiliğiyle mücadelenin sosyal politikalar ve eğitim hakkının güçlendirilmesiyle mümkün olacağını ifade etti.
Gençer, her çocuğun eğitim, sağlık, oyun ve güvenli yaşam hakkının güvence altına alınmasının devletlerin en temel sorumluluklarından biri olduğunu söyledi. Çocukların ucuz iş gücü olarak görülmesine karşı çıkan Gençer, “Çocukların yeri ucuz iş gücü olmak değil; okul, oyun alanları ve güvenli yaşam ortamlarıdır. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca çocuk eğitim ve oyun hakkından mahrum bırakılarak çalıştırılıyor. Çocuk işçiliği, çocuk yaşta evlilikler, şiddet, istismar, sağlıklı beslenememe ve barınma sorunları milyonlarca çocuğun hayatını doğrudan etkiliyor” diye konuştu.
YOKSULLUK ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİ BESLİYOR
Ekonomist Bülent Toptaş, Türkiye’de çocuk işçiliğinin son yıllarda belirgin şekilde arttığını belirterek bunun arkasında derinleşen yoksulluk ve gelir kayıplarının bulunduğunu söyledi. TÜİK verilerine göre 15-17 yaş grubundaki çocuk işçi sayısının 2020 yılında 593 bin iken 2024 yılında 970 bine yükseldiğini, 2025 yılında ise 1 milyon seviyesine ulaştığının değerlendirildiğini ifade eden Toptaş, Mesleki Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) kayıtlı çocuk sayısındaki artışın da dikkat çekici olduğunu belirtti. Toptaş, “2020 yılında yaklaşık 143 bin olan MESEM kayıtlı çocuk işçi sayısı 2024 yılında 504 bine çıktı. Bu rakamlar doğrudan bir yükseliş trendine işaret ediyor. Üstelik bu verilere kayıt dışı çalışan çocuklar, mevsimlik tarım işçileri, aile işletmelerinde çalışanlar ve sığınmacı çocuklar dahil değil. Bunlar da eklendiğinde çocuk işçi sayısının iki ila dört milyon arasında olduğu değerlendiriliyor” diye konuştu. Pandemi sonrası yaşanan ekonomik sorunların çocuk işçiliğini artırdığını vurgulayan Toptaş, “Covid-19 süreci yoksullukla mücadeleye ciddi darbe vurdu. Ardından 6 Şubat depremleri, Rusya-Ukrayna savaşı, jeopolitik gerilimler, kronik enflasyon ve gelir dağılımındaki bozulma dar ve sabit gelirli kesimlerin alım gücünü aşındırdı. Bu süreçler, aileleri çocuklarından elde edebilecekleri geliri değerlendirmeye gittikçe daha fazla zorlamış görünüyor” dedi.
ÇOCUKLAR SÖMÜRÜDEN KORUNMALI
Çocuk işçiliğiyle mücadelenin uluslararası sözleşmelerle güvence altına alındığını hatırlatan Toptaş, devletlerin temel sorumluluğunun çocukları ekonomik sömürüden korumak olduğunu söyledi. Avrupa Sosyal Şartı’nda çocuk işçiliğinin çok sıkı kurallarla düzenlendi.
MİLYONLARCA ÇOCUK ÇALIŞIYOR
Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutlara dikkat çeken Gençer, milyonlarca çocuğun eğitim yerine çalışma hayatının içinde yer aldığını söyledi. İSİG Meclisi verilerine işaret eden Gençer, “Ülkemizde milyonlarca çocuk çalışma hayatının içerisinde bulunuyor. Bu çocuklar okulu bırakıp iş hayatına girdiğinde iş cinayetleriyle karşı karşıya kalıyor. Kayıt dışı çalışma ve çeşitli uygulamalar da dikkate alındığında çocuk işçiliğinin boyutları çok daha ağır bir tablo ortaya koyuyor. Çocukların geleceği üretim bantlarında, tarlalarda ya da ağır çalışma koşullarında değil; eğitimde ve sosyal yaşamda şekillenmelidir” diye konuştu.
EKONOMİNİN GELECEĞİNİ ZAYIFLATIYOR
Çocuk işçiliğinin uzun vadede Türkiye’nin insan kaynağı kalitesini aşındırdığını belirten Toptaş, “Çocuk işçiliği eğitim hakkını asla ihlal edemeyecek şekilde sınırlandırılmış bir alandır. Devletlerin temel yükümlülüğü çocukları ekonomik sömürüden korumak ve zorunlu eğitim çağındaki hiçbir çocuğun çalışmaya zorlanmamasını sağlamaktır”
ÜCRETSİZ OKUL YEMEĞİ ÇAĞRISI
Çocukların sağlıklı gelişiminin ancak güçlü sosyal politikalarla mümkün olabileceğini belirten Gençer, ücretsiz okul yemeği uygulamasının bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Yoksulluk nedeniyle birçok çocuğun okula aç gidip aç döndüğünü ifade eden Gençer, “Beslenemeyen bir çocuğun eğitim hayatında ve sosyal yaşamında başarılı olması mümkün değildir. Çocuklarımızın dengeli ve sağlıklı beslenmelidir.
Çocuk işçiliğinin uzun vadede Türkiye’nin insan kaynağı kalitesini aşındırdığını belirten Toptaş, eğitimden kopan çocukların verimlilik, teknoloji üretimi ve katma değer oluşturma kapasitesini olumsuz etkilediğini söyledi. Çocukların çoğunlukla bilgi ve beceri gerektirmeyen işlerde çalıştığını ifade eden Toptaş, “Eğitimden kopan çocuklarla çalışan bir ekonominin temel özelliği düşük verimlilik ve düşük katma değerdir. Özellikle kayıt dışı çalışan çocuklar sömürüye ve kötü çalışma koşullarına karşı daha savunmasız kalıyor” dedi. Toptaş, eğitim eksikliği ile fiziksel ve ruhsal yıpranmanın birleşmesinin, çocukların ilerleyen yaşlarda üretken bireyler olmasının önünde önemli bir engel oluşturduğunu vurguladı.
İNSANCA YAŞAMIN TEK YOLU
Çocuk işçiliğinin ortadan kaldırılması için eğitim politikalarının güçlendirilmesi gerektiğini belirten Gençer, bilimsel ve üretimle iç içe bir eğitim anlayışının önemine dikkat çekti. Çocukların zihinsel, fiziksel ve sosyal gelişimlerinin birlikte desteklenmesi gerektiğini ifade eden Gençer, çocukların geleceğinin ekonomik kaygılara kurban edilmemesi gerektiğini söyledi. Dünyada milyonlarca çocuğun yoksulluk, savaş, sömürü ve eşitsizlik koşullarında yaşam mücadelesi verdiğini kaydeden Gençer, “Çocuklarımızın insanca yaşayabildiği, eğitim hakkına eksiksiz erişebildiği bir düzen için mücadele etmek zorundayız. Çocukların emeğinin değil, geleceğinin korunması gerekiyor. Bu sorunların çözümü ancak örgütlü mücadele ve güçlü sosyal politikalarla mümkündür” diye konuştu. diye konuştu. Çocukların eğitimden kopmasının yalnızca bireysel değil toplumsal sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Toptaş, çocuk işçiliğinin azaltılmasının ekonomik kalkınma, sosyal refah ve nitelikli insan kaynağı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.. “